Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 25 Mart 2010 Perşembe 10:08 de eklendi

Ekrem Hayri Peker: Türkiye’de tekstilin geleceği

Dünya ekonomisinde yaklaşık yüzde dört paya sahip olan tekstil sektörümüz nasıl şekillenecek sorusuna hem olumlu, hem olumsuz cevap verebiliriz.

Dünya ekonomisinde yaklaşık yüzde dört paya sahip olan tekstil sektörümüz nasıl şekillenecek sorusuna hem olumlu, hem olumsuz cevap verebiliriz.

  Tekstil sektörü 2007 yılında hükümetimizin “Bu sektör ölmüştür, daha önce kazandıklarınız kar sayın.” Sözünden sonra hızla gerileme sürecine girmiştir. Günde otuz ton, elli ton boyayan/diken işletmeler bankaların finans desteğini çekmeleri üzerine zora girmiştir. Yılda  40-50 milyon dolar ihracat yapan DE-BA, FU-Nİ-KA gibi dev firmalar kapanmıştır. Tekstil sektörünün 2007 yılında başlayan krizi 2008 yılında devam etmiş 2009 yılında dünya krizi de deyim yerindeyse tüy dikmiştir.

  Kriz iplik fabrikalarını, baskı fabrikalarını ve konfeksiyon atölyelerini vurmuştur. İplik fabrikalarının yarısı kapanmıştır. Finans gücü olan firmalar kurtuluşu Mısır, Sudan, Etiyopya gibi Afrika ülkelerinde veya Türkmenistan, Özbekistan gibi Orta Asya ülkelerinde aramışlardır. AB’ye üye olan Balkan ülkelerine yatırım yapmış olan firmalar bu ülkelerde “işçiliğin” artması üzerine  fabrikalarını kapatmışlardır. Gücü olmayan firmaların makinalarının yenileri Suriye, İran ve Orta Asya’ya müşteri bulamayan makinalarsa hurdaya gitmiştir. Bundan sonra büyük üretim kapasitesine sahip boyahanelerin kurulamayacağını söyleyebiliriz. Yapılacak yatırımlar daha çok entegrasyona gitme, eksik makine tamamlama, eskiyen makinelerin daha verimli makinelerle değişimi olacaktır.bu tablodan zararlı çıkacak diğer bir sektör Türk Tekstil Makineleri sanayi olacaktır. Gelişmekte olan bu sektör müşterisi dış pazarlarda aramak mecburiyetindedir.

          Avrupa’nın tekstil sektöründeki en büyük handikabı ve bu sektörden çıkmasının sebebi hammaddenin (pamuk/keten/yün) ülkelerinde yetişmemesidir. Sömürgeler 1950’lerden sonra hızla “Bağımsızlaşınca” Avrupa, Türkiye gibi gelişen ülkelerle rekabeti zorlaşmıştır. Ülkemizi dünya tekstil sektöründe söz sahibi olmasının en başta gelen sebebi “pamuk üreticisi” olmamızdı. Bir zamanlar 900 bin ton üretimle dünyanın s.pamuk üreticisiydik. Şimdi GAP devreye girdi ama pamuk üretimimiz 400 bin tonlara düştü. ABD/AB kendi üreticisine destek verirken bizim hükümetlerimiz “IMF böyle istiyor” diye üreticimize desteği kesti. Üretim düştü. Avantajımız dezavantaja dönüştü.

          Sanayinin temel problemlerinden olan pahalı enerji, yüksek SSK oranları sektörü olumsuz etkileyen önemli bir faktördür.

          Gelelim can alıcı soruya bütün bu olumsuzluklar olmasaydı sektör gelişmesini sürdürebilir miydi? Cevabım kocaman bir “HAYIR” olacaktır.

          Otomotiv sektöründe gördüğümüz kurumsallaşma, kalite, sistem, araştırma-geliştirme, yenilikleri takip gibi kavramlar tekstil sektörümüze çok uzaktır. Sektörde Sümerbank efsanesi sona erdirilmiş, köklü sanayici ailelerin kurduğu sektörün lokomotif firmaları Bossa, Mensa, Güney Sanayi, Ant Birlik, Tariş, İzmir Yün, Kula Mensucat, Mensucat santral, Bozkurt Mensucat, Kartaltepe Mensucat, Penyelüx, Nergis, Polylen, Sifaş, Bisaş, Sarayörme, Sis Grup gibi firmalar kapanmıştır. Profesyonel sanayici diyebileceğimiz kişi ve gruplar “kayıt dışı” ile rekabet edemeyip sektörden çekilmiştir.

          Sektöre hakim olan iş adamı tipi için şunları söyleyebiliriz. 1990-2000 yıllarında mevcut konjöktörü değerlendirip hızla büyüyen “küçük esnaf” tipidir. Gözü karatıp yatırım yapan bu iş adamları yapıları gereği her yetkiyi kendilerinde toplamışlardır. Çoğu kökleşmemiş/kurumsallaşmamış bu firmalarda çalışan teknik kadro yukarıda saydığımız fabrikalara göre çok zayıftır. Yeni kuşak “patronlar” çok bilmiş (!) insanlarla çalışmak istemiyorlar.

          Sektörün geleceğini belirleyecek gelişimini olumlu veya olumsuz yöne sürükleyecek tek faktör BİLGİDİR. Sektör şu an için bilgiye kapalıdır.

          Ucuz kumaş üretimi doğal olarak Afrika, Orta Asya’ya ve Uzak Doğu’ya kaymaktadır. Pazarlarda birkaç milyona satılan ürünlerle Çin/Hindistan gibi rakiplerimizle rekabet edemeyiz. Çin’e karşı avantajımız olan pazara yakınlık, küçük partileri hızla teslim etmek, pahalı mal üretmek gibi avantajlarımızı kaybetmekteyiz. 2009 yılında AB ülkelerine yaptığımız ihracat hem adet, hem fiyat olarak düşmüştür. Rakibimiz Çin’in ihracatı adet olarak düşmüş ama fiyat olarak yükselmiştir.

      Şimdi AB’deki tekstil üreticileri hammaddesi ülke dışından gelen çok su tüketen, çevreyi kirleten, boya ve terbiye tesislerini seksenli yıllarda bizim gibi bu sektöre girmeye meraklı ülkelere sudan ucuz sattılar. Sattılar ama birkaç şeyi kendilerinde bıraktılar.

      Kendilerinde bıraktıkları önce sentetik iplikler, ince pamuklu dokumalar, dokusuz yüzeyler ve teknik tekstilleri, tekstil makine sanayini kendilerine bıraktılar. Geçen yıllarda sentetik iplik ve pamuklu dokuma üretiminde Uzak Doğu öne çıktı. Hindistan boyada ,Tekstil sektörüne sonradan giren G.Kore, Tayvan makine üretiminde söz sahibi olmuştur. Dokuma makineleri konusunda Japonya önde gelen üretici olma özelliğini korumaktadır.

        Günümüze gelirsek bizim tekstil ihracatımız 20-25 milyar dolar civarında gezerken, bize “tekstil öldü boş verin” denilirken AB’nin ihracatı 150-200 milyar dolar civarındadır.Sadece İtalya’nın tekstil ihracatı tekstil makinaları dahil 60 milyar dolardır.Avrupa’nın bu büyük ihracatı makine satışları, teknik tekstiller ve nano teknolojilerde üretilmiş ürünlerden oluşmaktadır. AB ülkelerinde tekstil sektöründe yaklaşık bir buçuk milyon insanın çalıştığı belirtiliyordu. Bu sayı belki biraz azalmıştır ama önümüzdeki yıllarda cironun azalmayacağı daha da artacağını söyleyebiliriz.

        Bütün bunların ışığında Türk tekstil sektörünün geleceği ne olabilir. Olası senaryoları gözden geçirelim. Bu senaryoları yazarken devletimizin/bankaların tekstil sektörüne desteğinin olmadığını varsayıyorum.
          Sektörün çoğunluğu bilgi isteyen, bilgili teknik insanların söz sahibi olması gereken yeni teknolojilerden uzak duracaktır. İşletmeler sadece müşterilerin verdiği reçeteleri uygulayacaklardır. Basic tabir edilen kumaşları üreten firmalar iyice küçülecek, kapanacak veya ucuz işçiliğin olduğu ülkelere taşınacak. Kendiliğinden geliştiği ve terörist faaliyetlerin zemin bulamadığı Maraş, Malatya, Adıyaman, Urfa, ve Gaziantep gibi illerimizin terörist eylemlerce anılacak ve Dünya tekstil ticaretinde aldığımız pay %1,5-2 civarına inecektir. Sadece AR-GE, ÜR-GE yapan,TÜBİTAK ve üniversitelerle araştırma yapan nispeten markalaşan firmalar ayakta kalacak. Bir de ucuz işçilik için Türkiye’ye taşınmış teknik tekstil yapan bazı yabancı firmalar.
        İkinci senaryoya gelincebu senaryo kısmen iyimser.
      Devletin kısmen destek vermesiyle teknik tekstil, nonwowen, nano teknolojiler konusunda yatırım yapan yabancı sermayeyle ortak şirketler, yukarıda saydığım kurumsallaşmış, araştırmacı şirketler, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde Avrupa’ya ucuz mal yapan az sayıda fabrika ayakta kalacak. Bursa, Trakya, İzmir, Denizli, Adana ve Güneydoğu Anadolu’da kurulmuş tekstil fabrikalarının yüzde yetmişi kapanacak.
      İyimser senaryoya gelince devletin özel yatırım teşvik planı ile klasik tekstil ürünlerini üretmek yerine teknik tekstiller. Nano teknolojisiyle üretim yapan firmalar desteklenecek. Firmalar kurumsallaşmalarını hızlandıracak, firma sahipleri bilgili yöneticileriyle yetkilerini paylaşacak. AR-GE ve ÜR-GE çalışmaları hız kazanacak. Avrupalı teknik tekstil üreticileri Türk firmalarıyla ortaklıklar kuracaklar. Türk tekstil sektörünün dünya tekstil pazarındaki payı %10lara çıkacak. Türk tekstil sektörü Orta Doğu’da, Afrika’da yeni pazarlar ele geçiriyor. Yaklaşık 80 milyar dolarlık eski Sovyet pazarının dörtte birine sahip İstanbul dünyanın önde gelen moda merkezlerinden biri haline geliyor. Türk modacıları dünyanın her tarafında defileler düzenliyor. Stilistlerimiz dünyaya yayılmış…Senaryolar bu,seçim bizim

Ekrem Hayri Peker
Kimya Mühendisi

Bu içerik 1249 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.tugik.org.tr/index.php?sayfa=menu&id=4548

Etiketler: TÜGİK,Ekrem Hayri Peker

Bu içeriği ekleyen site : tugik.org.tr