Kocaeli'nin yükselen değerleri
İZGİAD Yön.Kur.Üyesi Ercan KANDEMİR
Yükselen Değerler`de kesintisiz yolculuğumuzda, her hafta aslında bildiğimiz ama farklı yönlerini henüz öğrendiğimiz kişiler ve firmalarını sizlere tanıtmaya devam ediyoruz. Bir sonraki haftanın, hatta daha sonraki birkaç haftanın konuğu daha öncelerden belli oluyor. Bu da, bu sayfanın sizler tarafından gördüğü yoğun ilgi karşılığında oluyor. Bir kez daha, şahsım ve kurumum adına okurlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
Gelelim Ercan Kandemir`e ve Kandemir Sigortaya…
Ercan Bey`i görür görmez onda hiperaktif bir yapı olduğunu düşündüm. Kıpır kıpır, içi içine sığmayan, genç, dinamik ve güler yüzlü bir insan intibahı bıraktı bende. Konuşma süresince de haklı olduğum kesinleşti. Sanki çoktandır tanışıyormuşuz gibi, birçok konuda samimi sohbet ettik. Tam seksen beş dakika süren bu sohbetin ancak üçte birlik kısmını buraya yansıtacağım için doğrusu üzgünüm. Ama daha önceden de dediğim gibi, bizler aynı zamanda dost kazanıyoruz. Ercan Bey, okumak yerine ticarete atılmayı seçmiş, okumamanın acısını farkında olmadan çekmiş aslında. Belki bu girişkenliği olmasa buralara gelmesi zordu ama kendine son derece güvenen bir yapısı ve iradesiyle bu engelleri zor da olsa aşmış görünüyor. O şimdi kurumsallaşmayı hedefleyecek kadar işini büyütmüş ve oturtmuş durumda. Bundan sonrası için kaygı taşımıyor. Son derece mütevazi, cömert ve sevecen genç bir iş adamının anlattıklarını hep birlikte okumaya ne dersiniz?
Ercan Kandemir kimdir, nerelidir, bize anlatır mısınız?
Rize kökenli bir aileyiz ama ben doğma büyüme İzmitliyim. 1964 yılında doğdum. Babamlar gençlik yıllarında İzmit`e gelip, Maşukiye`ye yerleşmişler.
Kendinizi daha çok İzmitli mi, yoksa Karadenizli mi hissediyorsunuz?
Karadeniz`in bütün törelerini çok severim, o kültürünü de aldık ama sorduklarında “Ben İzmitliyim” diyorum çünkü burada doğdum, büyüdüm, burada yaşıyorum, çocuklarım da burada yaşayacak. O yüzden daha fazla benimsiyorum İzmit`i ama törelerden de kopmuyorum.
ÜNİVERSİTEYİ KAZANDIM AMA GİTMEDİM
Eğitim hayatınız nasıl geçti? Örneğin, ticaret okumuş gibi görünüyorsunuz, doğru mu?
İzmit Lisesinde okudum, daha sonra Eskişehir Üniversitesi İşletme Fakültesini kazandım fakat gitmedim çünkü ticareti çok seviyordum ve dört yıl okuyarak vakit kaybetmek istemiyordum. Hatta, babamlar okumayacağıma inansınlar diye lisede derslerimi bile tam olarak vermedim. Böyle bir ticari mantık vardı bende.
Babanızda mı ticaretle uğraşıyordu da bu kadar ticarete merak sardınız ve okumadınız?
Hayır, tam tersi. Babam Seka emeklisi bir insan. Ben dayımların ve amcamların yanında yetiştim. Daha çok sanayide dayımların yanında ticareti, satış yapmayı, para kazanmayı öğrendim. Otobüs muavinliği yapıyorduk, hurda araba söküp takıyorduk, parça alıyorduk. Paranın nasıl kazanıldığını gördüm. O da beni açıkçası okumaktan uzaklaştırdı.
Peki, sonra nasıl bir çalışma hayatınız oldu?
Askerden gelince, ‘Ticaret mantığıyla hareket edeceğim` dedim, eski bir otobüsle başladım ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Yatırım için para lazımmış, onu tedarik edemedim. Sonra, Kordsa`da müteahhitin yanında çalıştım. O arada tiyatro serüvenim başladı.
TİYATROYA BAŞLADIM
Bir dakika şimdi…Tiyatro nereden çıktı ticaret yapacağım derken?
Aslında dekorcu olarak başlamıştım. O dönemlerde konuşmamda hafif aksama vardı. Heyecanlandığım zaman çok konuşamam. O nedenle ‘Tiyatroyu yapamam` dedim. ‘Yok, yaparsın` dediler. Nitekim de, arkadaşlar büyük bir oyunda küçük bir rol verdiler bana. Çok keyifli bir dönem geçirdim. Daha sonra sevgili Tanju Cılızoğlu bana özgüvenimi geri kazandırdı, beraber organizatörlük falan yaptık. Tanju Bey, Cevat Çetin, Cevdet Altuğ ve ben dördümüz çok bir araya gelirdik. Benim hayatımın dönüm noktasıdır o günler. Onlar çok birikimli, entellektüel insanlardı ama çok ilginç ki, her konuda benim de fikrimi alırlardı Onların her biri, bilgi anlamında birer deryaydı.
Demek ki, ticaretin yanı sıra sanatsal faaliyetler de ilginizi çeken konular arasındaymış?
Evet, keyif aldığım bir alan. Mesela en son, kiraz festivalini biz düzenledik. O zaman Kirazlıyalı`da Rahmetli H. Avni Şirin belediye başkanıydı. Cevdet Altuğ beni de toplantıya çağırdı ve döndü bana “Ortaköy el sanatlarını sen yapacaksın” dedi. Tamam, ‘Cevdet Hoca bir şey diyorsa vardır bildiği dedim ama ben Ortaköy`ün nerede olduğunu bile bilmiyorum. Sadece “Git bul ve yap” dedi bana. Nitekim araştıra araştıra buldum ve yaptım. Bu işle beraber benim ufkum açıldı. İlk el sanatlarını biz getirdik İzmit`e. Bir akımın öncülüğünü yapmış olduk.
SİGORTACILIK TAMAMEN RASTLANTI
Siz el sanatları konusunda ticaret yaptınız mı peki?
1996 yılında eşimle Sanat Sokağı`nda Pera hediyelik eşya dükkanını işlettik. Fuarlara gittik. Bir süre devam etti. Sonra maliyetler çok yükseldi, hem de ikinci çocuğumuz doğacağı için dükkanımızı kapattık.
Tiyatro oyunculuğu, tiyatro organizatörlüğü, sanatsal faaliyetler derken sigortacılığa nasıl geçiş yaptınız?
Hayat, tamamen rastlantı eseri sigortacılığa itti beni. Üç ortaklı bir reklam şirketim vardı, iflas ettik, kapattık. Bir gün sigortacılıkta çalışan arkadaşımın yanına uğradım. O arada patronu geldi, beni patronuyla tanıştırdı. Sohbet ediyoruz, “Ya kaybedecek bir şeyin yok, gel burada sigorta yaparsın” dedi. O zamana kadar da trafik sigortasının ne olduğunu bilmiyordum çünkü benimkini de dayımlar yaptırıyordu. Çok yabancıyım, ne olduğunu bilmiyorum. Kaybedecek bir şeyim de yoktu ve o şekilde başladım sigortacılığa.
SİGORTACILIK BİR NEVİ ORGANİZATÖRLÜK
Sigortacılık hiç kolay bir meslek değil diye düşünüyorum. Yani poliçeden başka, elinizde tuttuğunuz bir materyal yok satılan, sanki hayal satıyorsunuz gibi görülüyor. Aslında önemi çok büyük bir iş yapılıyor öyle değil mi?
Hayal satma işi sizin bakış açınız ama doğru, öyle diyorlar. Ben organizatörlüğü çok seviyorum ve bu meslekte de insanların hayatını ve mallarını organize ediyorsunuz. Bunu o kadar kusursuz yapmalısınız ki, o insanlar hiçbir şekilde zarar görmemeli. Sağlığına, emekliliğine varıncaya kadar, arabasını sağlam eline alıncaya kadar hiçbir şekilde ondan zarar görmemeli. Ona göre düzen kurup organize ediyoruz.
Okumak yerine ticareti seçtiniz ve buralara gelirken bir hayli engebeli yollardan geçtiniz. Şimdi geldiğiniz yerden memnun musunuz?
Ben bu işi gerçekten çok sevdim. Çünkü ben insan ilişkilerini çok seviyorum. Çocukluktan beri hayalini kurduğum bir iş bu. Tiyatro olsun, organizatörlük olsun, sigortacılık olsun, hepsi insan ilişkilerine dayalı işlerdi. Dolayısıyla çok memnunum. Kuryapı binasında başladım ve şimdi banka şubesi gibi bir yerde hizmet veriyoruz. Yavaş ama emin adımlarla büyümeyi hedef seçtim.
HEDEF KURUMSALLAŞMAK
Ticaret yapmaktaki ısrarınızı da düşünürsek, hırslı bir işadamı olabildiniz mi Ercan Bey?
Benim, malım mülküm olsun gibi büyük hırsım da yok açıkçası. Biz, bize güvenen insanları mağdur etmeyelim. Yapıyı hep bunun üzerine kuruyoruz. Yüz tane iş yapmayalım da, elli tane yapalım ama kimseyi mağdur etmeyelim şeklinde düşünüp çalışınca, başarı da geliyor. Önümüzdeki şubat ayında 15.yılımızı kutlayacağız. Her yıl bir ivme kazanarak buralara geldik.
Hangi firmaların acenteliğini yapıyorsunuz? Daha ileri hedefiniz var mı?
Axa, Yapı Kredi, Anadolu, Acıbadem, Türk nippon, ING Emeklilik gibi firmaların acentesiyiz. Şu anda on tane şirketin acenteliğini yapıyoruz. Yani kapasite olarak, İstanbul`daki büyük acente yapısına ulaştık. Hedefimiz kurumsallaşmak. Bu anlamda ufak tefek birkaç eksiğimiz kaldı, onu da yıl sonuna kadar tamamlayıp, kurumsal hale geleceğiz. Sigortacılık, tek başına yürütülecek bir iş, ikinci bir işi kaldırmıyor. Tüm enerjimi buraya harcıyorum. Tabii, ekibimin de çabası büyük. Mesela, şu anda 13 yıllık, on yıllık çalışanlarımız var. Nasipse buradan emekli olacaklar.
BİREYSEL EMEKLİLİK DAHA AVANTAJLI
Peki, ben size müşteri olarak geldim, geleceğim için sigorta istiyorum. Bana hayat sigortası mı önerirsiniz?
Çocuklar için değil de kendiniz için istiyorsanız, hayat sigortasını önermiyoruz. On lira yatırıyorsam ayda, on liramın yatırıma dönüşmesini isterim. Aynen bireysel emeklilikte olduğu gibi. Ama hayat sigortalarında öyle değil. Ferdi kaza da giriyor işin içine, on liralık yatırımınız bir anda üç, dört liraya düşüyor. Size bir şey bırakması için çok uzun soluklu bir şey olması lazım. Biz de yaptık ama müşterilerimizi memnun edemedik. O nedenle bireysel emeklilik daha iyi.
Sigortacılığın size getirisi iyi midir?
İyi kazandırıyor ama şu anda değil. Gene de kazanıyoruz, Allaha şükür. Bu sistemin oturması, yeni kanunların iyice sistemin içine girmesi için beş-altı yıl lazım. Bizden sonraki neslin, sigortacılıktan çok iyi kazanacağına inanıyorum. Geleceğin mesleği diyorum.
İSKANSIZ EV OLMASI SIKINTI
Ercan Bey, bu işin içinde olduğunuz için bilirsiniz. Depremden sonra, doğal afet sigortası yaptırımında bir artış söz konusu mu?
Şu anda Kocaeli`de zorunlu deprem sigortası yaptırma oranı %33`lerde. Bu oran ilimiz için sıkıntılı. Halbuki 1999 depreminde yıkılan evleri devlet yapmıştı. Bir diğer sıkıntı da iskanı olmayan bir sürü ev olması. İskanı olmayan evler çok da açığa çıkmasın diye, gelip poliçe bile yaptırmıyorlar. Onun için 2B yasasının iskanlarla ilgili olan kısmının meclisten çıkması gerekir.
Aile yaşamınıza dönelim biraz Ercan Bey, çocuklarınız var sanırım?
İki çocuğumuz var. Kızım Ece, oğlum Demirkan. Eşim çocuklarla birlikte akrabalarının yanında Amerika`da şu an. Çocuklar bu yaşta gittiler Amerika`ya, daha bana kısmet olmadı?
OĞLUMU AİKİDOYA GÖNDERECEĞİM
Sosyal bir insansınız, bu çok bariz. Boş vakitlerinizde ne yapıyorsunuz?
Dediğim gibi insan ilişkilerini çok seviyorum. Sık sık dostlarımla bir araya gelirim. Bu meslekte sürekli diyalog çok önemli. İnsanlara güven verdiğiniz zaman, sizinle çok şey paylaşmaya başlıyorlar. Özellikle balıkçılarda Deniz Yıldızı`na giderim.
Çocuklarınıza vakit ayırıp, onlarlın istedikleri şeyleri yapmakta cömert misiniz?
Pazar günlerimi mutlaka ailemle geçiririm, hiç kesintisiz. Oğlum 4 yaşında ama kendinden büyükleri dövüyor. Şimdi bu enerjisini atsın diye, onu aikidoya göndereceğim. Belli ki yırtıcı bir çocuk olacak. En azından uzak doğunun dövüş kültürünü alırsa, gücü ne zaman nerede kullanacağını bilirse, biraz daha önüne geçmiş oluruz diye düşünüyorum. Dayım milli boksçuydu. Zamanında ben de boksa gitmiştim. O yüzden kavgacı bir yapım hiç olmadı, karşımdakini tartmayı öğrendim. Umuyorum oğluma da aikido bu şekilde fayda eder.
HERKES İZMİT`E KARŞI DUYARLI OLMALI
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Be İzmit`i çok seviyorum. Yeşilliğiyle, doğasıyla, fiziki yapısıyla, insanlarıyla çok seviyorum ve herkesin İzmit`e karşı duyarlı olmasını istiyorum. Çünkü biz burada var olduk, ailemiz çocuklarımız burada yaşayacaklar. Buradaki sosyal hayatın genişlemesi için destek vermeliyiz. Yükselen Değerler`de bana da yer verdiğiniz için ayrıca çok mutlu oldum, teşekkür ederim.
Bu içerik 1044 kez okundu
İçeriğin Orjinal Hali
http://www.tugik.org.tr/index.php?sayfa=menu&id=5340
Etiketler: tugik

TÜGİK Eskişehir Buluşması AB Paneli ile renklendi
Sektörler30 Ekim 2009679 kez okundu
TÜGİK Heyeti Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna katıldı
02 Kasım 2009İş Yaşamı1330 kez okundu
TÜGİK 66. Derneğini İstanbul’da kurdu
02 Kasım 2009İş Yaşamı518 kez okundu
TÜGİK Heyeti Başbakan Erdoğan ile 29 Ekim Resepsiyonu’nda görüştü
02 Kasım 2009İş Yaşamı1166 kez okundu
KÖGİAD ve İSGİD tanışma kokteyli ve akşam yemeğinde bir araya geldi
06 Kasım 2009İş Yaşamı430 kez okundu
Kıymetli Tarihçi ve büyük insan Prof.Dr.Ercüment Kuran vefat etmiştir
09 Kasım 2009Yaşam1209 kez okundu
- Duyarlı olabilmekYaşamİnsan benliği belli bir düzeyin üstüne çıkabilmiş mi?
- Yağlara Ve Sarkmalara Laser LiposuctionSağlıkLazer teknolojisi şimdi de “Lazer Lipoliz” uygulamasıyla ile karşımıza çıkıyor.
- Annelik Bir Kadına Çok Şey KatarBebek-ÇocukAnne olmak bir kadının içindeki güçlü ve duyarlı kadını ortaya çıkarır.
16 Mayıs Çarşamba, 2012