Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 06 Eylül 2011 Salı 12:20 de eklendi, 14 kere paylaşıldı

Yaşasın, İsrail'le Savaşacaz!

Artık Birilerine Haddini Bildirmeli!

Evet, ne yazık ki toplumumuzun belli bir kesiminde, özellikle de AKP'ye gönül vermiş kesiminde, bu ruh halini görmek mümkün. Sanki çok uzun zamandır bekledikleri fırsat karşılarına çıkmış gibi bir heyecan içersindeler. %50 oy sarhoşluğu Kurtlar Vadisi sendromuyla birleşince, tüm dünyaya meydan okuyan, ne kadar güçlü ve yenilmez olduklarını göstermek için adeta sabırsızlanan bir toplum kesimi oluştu.

Öyle bir psikoloji içersindeler ki, sanki bundan önce bu ülkeyi bir pısırıklar takımı yönetiyordu ve çok şükür yumruğunu masaya vurmasını bilen bir liderin gelmesiyle her şey bir anda değişti. Tüm dünya neye uğradığını şaşırdı ve sırtıyla duvara yapışıp kaldı. Afallamış durumda. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Kendine güvenen ve de demokrasi ötesi bir rejime geçen Türkiye'nin düdüğü ötüyor artık.

Farklı seslere ise hiç tahammül yok. Anında laf kalabalığına getirilip susturuyorlar. Her şeyi bilen bir iktidar ve de sayısız takipçileri bu ülkede sözü geçen yegâne mercii gibi davranıyorlar. Daha toylukları paçalarından süzülen dünün tanınmaz isimleri ekranlarda adeta bir bilirkişi edasıyla ahkâm kesip duruyorlar, köşeye sıkışınca da alaylı bir gülümsemeyle karşısındakileri küçümsemeye çalışıyorlar.

Böbürlenen, poz kesen, herkese yukardan bakan son derece küstah bir toplum kesimi oluştu. Tek istedikleri de düşmana veya düşman olarak gördüklerine bir an önce haddini bildirmek. İçerde tepkileri “karşı” olan herkese yöneliyor. Örneğin Mehmet Bekaroğlu bir çevre protestosu yüzünden savcılıkta ifade vermeye gidince o kadar haşin bir tavırla karşılaşmış ki twitter'de “ Sabrettim, ifademi verdim ve çıktım. Şimdi soruyorum, bu çocuklar kim, bu kadar öfkeli ve dağlar ve devlet bizim diyen çocuklar nereden geldi?” diye sorma gereğini duymuş. Sonra eklemiş: “ Arkadaşım benim yaşım ilerledi hani derler ya çok umur da gördüm. Savcı da hâkim de vali de bildim. Bu durum çok tuhaf. Bu genç insan beni korkuttu. Adamın müthiş bir öz güveni vardı, gerçekten korktum.”

Ben de kendisine yine twitter üzerinden cevap verip, eğer savcı, hâkim ve vali iktidarın uzantıları olursa, bunun kaçınılmaz olduğunu yazdım. Ve sordum: “Acaba özgüven mi, yoksa bu memleket benim büyüklenmesi mi? Özgüven desteksiz olanıdır. Bunlar olduğu gibi iktidara dayanıyor.” Yani, sadece dışta değil içteki “düşmana” karşı da savaş açılmış durumda. Bilmeyenler için ekleyeyim, Sayın Bekaroğlu çok dindar bir insandır ve maddi dünyaya karşı da oldukça mesafelidir. Daha çok sosyalist Müslüman tipine yakındır, yetmiyormuş gibi çevre konularına da duyarlıdır, Paris'teki toplantıda da Davutoğlu'nun esamisi okunmamıştır diyebilmektedir. TOKİ Başkanını da bu Cumhuriyetin başına gelmiş en büyük talihsizlik olarak görmektedir. Füze kalkanı ve Deniz Feneri'ni ise hükümetin özeti olarak adlandırmaktadır. Evet, Erbakan'a yakındır. Ama en önemlisi iktidarı eleştirmektedir.

Bu durumda aynı eleştirileri yapan “dinsizlerin” halini düşünün. Onlar 17 aydır içeride. Parasız eğitim pankartı açtıkları için. Üniversiteden de atıldılar yanılmıyorsam.

Ama Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli değil miydi? Bunu özellikle referandumda “evet” diyenlere sormamalı mı? ‘Yeterli değil, ama evet' diyenlere?

Bu konuda kendi mahallelerinden bir özeleştiri var: Cenk Açık “HSYK'nın bu pervasızlığı kimin işine yarayacak?” diye sormuş örneğin. Yazısına “Dikkat ettiniz mi HSYK herkesin gözü önünde, kimseden çekinmeden, toplumun ne düşüneceğini hesaba katmadan ve en önemlisi de bu karardan en çok kimin zarar göreceğini dikkate almadan, pervazsız bir tutumla Deniz Feneri davasına bakan savcıyı değiştirdi …” diyerek başlamış. Sonra da eklemiş: “… Doğrusu anlamıyorum. Biz referandumda canımızı dişimize takarak 'evet' çıksın diye bu kadar çabayı kendi mahallemize kıyak geçebilelim diye mi verdik? Bütün referandum heyecanı ve oradan elde edilen 'kazançlar ' böyle heba mı edilecekti? Görünen o ki kimse geçmişten ders çıkarmıyor. Bugün o savcıyı görevden alırsınız ve bu arkadaşları kurtarırsınız. Ya sonra? Eski HSYK'nın yaptığı savcıyı görevden alma operasyonundan sonra o çocukların 'iyi' olduklarına artık kimse inanabilecek mı? Devran dönünce Şemdinli davasının savcısı ve sanıkları ne oldu? Gerçekten çok şaşkınım. Böyle bir cüretin karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum. …” Ve medyaya da değinmiş: “ … Peki HSYK'nın durumu böyle de, medyanın bu meselede durumu farklı mı? Önemli bir davanın savcısı değiştiriliyor ama hiçbir gazete bu meseleyi haber yapamıyor.Çünkü korkuyorlar. Bu mesele bana bir kez daha gösterdi ki eski kirli çamaşırları birçok kurumu rehin hale getirmiş. Kısacası, Türkiye rehin durumda. …” (Bknz: http://www.gazeteciler.com/cenk-acik/hsyknin-bu-pervasizligi-kimin-isine-yarayacak-621y.html)

Tekrar soruyorum, bunun böyle olacağı belli değil miydi? Tüm kurumların iktidara çalışır hale getirilmek istendiği belli değil miydi?

Fakat bunun en büyük sakıncası toplumda yarattığı bu küstah ve bilinçsiz ruh hali. “7” milyonluk İsrail'in dersini verme zamanı gelmişmiş. O “7” milyonun arkasında “tüm” dünya duruyor. Hamas'tan korktuğu ölçüde nefret eden bir dünya. Mavi Marmara'da birazdan şehit olacağım diye sevinen Furkan'ı yetişmiş bir intihar saldırıcısı olarak gören bir dünya.

Tabii ki sonunda işi savaş aşamasına getirebilirsiniz. Günümüzde teknolojiler savaşıyor. Teknolojiye sahip olan çok az zayiat vererek ve kendi savaş baronlarını zengin ederek “kazanıyor”. Olsun canım, yıllardır eğitim ve sağlıktan kıstığımızı yine savaşa yatırırız. Zaten kendi içimizde de hiç çatışma yok çok şükür. Tosununa askerlik eğitimini bile fazla görenlerin ise tuzları kuru. Başkasının evladı savaşacak nasıl olsa.

Belki de savaşmayız. İçte esip gürlediğimizle kalırız. Oy toplarız. Kafamıza geçirilen füze kalkanı meselesini oldubittiye getiririz. Rasmussen NATO'nun başına gelmeyecekken, sırıtarak ülkemizi ziyarete gelmiyor mu?

Ama siz tüm bunları boş verin. Türkiye artık çok güçlü bir ülke. Baksanıza İsrail'e bile artık kafa tutuyoruz.

Yaşasın, İsrail'le savaşacaz!

Zuhal Nakay

http://twitter.com/#!/sadevatandasnet

Bu içerik 17180 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.sadevatandas.net/yorum06092011.htm

Etiketler: %50 Oy Sarhoşluğu + Kurtalr Vadisi Sendromu = İsrail'le Savaşmak,İç Ve Dış Düşman,Mehmet Bekaroğlu,Cenk Açık,"7" Milyonluk Ülke,Füze Kalkanı,Rasmussen,NATO

Bu içeriği ekleyen site : sadevatandas.net