Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 28 Ocak 2012 Cumartesi 18:52 de eklendi, 1 kere paylaşıldı

İngilizce-yabancı dil öğrenmekte neden zorlanıyoruz?-Birinci bölüm

İngilizce-yabancı dil öğrenmek zor değildir, zorlaştırılmaktadır...

Uzun bir zamandır İngilizce öğreten ve bir yandan da yabancı dil öğrenen bir eğitimci olarak, bu konuda bazı problemlerin tekrar tekrar karşıma çıktıklarını görüyorum.
Aslında, hiçbir bilim dalını veya disiplini herkes tamamıyla ve başarıyla öğrenecek diye bir şey yok.  Başka bir deyişle, söz gelimi matematik dersleri alan herkes, iyi birer matematikçi olmuyor veya olamıyor. Bununla birlikte,  İngilizce veya yabancı dil öğrenek için çabalamakta olan kişilere fikir verebilmek amacıyla, ülkemizdeki yabancı dil öğretimini etkinliklerinde sık sık gözlemlediğim bazı sorunları ve onlar için önerdiğim çözümleri bu yazımla paylaşmak istiyorum:
  1. Öğrencinin hayatla ilgili vizyon ve misyonunun netleştirmemiş olması.
Yabancı dil öğrenmek, hayatla ilgili genel beklentiler arasında yer bulan ve onlarla birlikte anlam kazanan bir etkinliktir. Hayattaki misyonunu tam olarak bilmeyen birisinin diğer etkinliklerde olduğu gibi yabancı bir dili öğrenmede de de zayıf kaldığını düşünüyorum. Kendi değerleri ve önceliklerini gerçeklemek için değil de, sadece moda olduğu veya konjuktür gerektirdiği için yabancı dil öğrenmeye çalışan kişiler, genellikle bu konuda başarılı olamıyorlar.
Bu açıdan, eğitim kurumlarında kişisel vizyon ve misyonu belirleme konusunda da eğitim verilmelidir. Yabancı dil öğrenmenin bu vizyon ve misyon içinde net bir yeri olmalıdır. Aksi halde onca emek boşa gitmektedir.
  1. Konuyla ilgili hayallerin net olmayışı 
Sadece yabancı dil öğrenen kişiler için değil her türlü etkinlik için bir şart vardır: O da konuyla ilgili hayallerin olmasıdır. Burada hedeflerden söz etmiyorum, insanın zihninde oynayan hayallerden, resimler veya filmlerden söz ediyorum. Bir konuda kalpleri ve ruhları heyecanlandıran, sadece mantıksal yararlar değil o konuyla ilgili hayallerdir. Mantıklı ve gerçekçi olmak adına, heyecanını kaybetmiş bir kişi, hiçbir konuda heyecan duymaz. Ama ruhun ve kalbin harekete geçmek için ihtiyaç duyduğu enerji, heyecan duyduğumuz hayallerden gelir. Yabancı dil öğrenme konusuna tamamen mantıkla bakan kişiler, bu süreçte sıkıntı çekmektedirler. Bir yandan da, zaten bir dilin kendisi de çok mantıklı ve matematiğe benzer bir varlık değildir. Duygusal, gelişen ve canlı bir organizmadır.
Bu sebepten dolayı, eğitimciler, yabancı dil öğrenmek isteyen kişilere konuyla ilgili hayaller armağan etmeli ve onların biraz hayal kurmalarını sağlamalıdırlar.
  1. Kişinin ana dilinde yetersiz oluşu
Bu konuya en duyarsız kitlelerden birisi, Ne yazık ki yabancı dil öğretmenleridir. Meslektaşlarımın bu konuyu yeterince önemsemediklerini düşünüyorum. Aksine öğrencilerini neredeyse kendi ana dillerine küser bir hâle getirmektedirler. Bir eğitimci olarak, alanım ne olursa olsun, öğrencinin ana dildeki yetkinliği benim de ilgi alanıma girer. Her konuda olduğu gibi yabancı dil öğrenme konusunda da inancım budur. Bir insanın yabancı dildeki yetkinliği hiçbir zaman ana dilindeki yetkinliğini aşamaz. Yabancı dil öğrenen kişiler, kendi ana dillerinde de okumaya ve dinlemeye teşvik edilmeli, gerekirse programa ana dille ilgili dersler de konmalıdır. Ana dilini iyi yazan, okuyan veya konuşan bir öğrenci yabancı dil öğreniminde de avantajlı durumdadır. Yabancı bir dil öğrenen kişiler, yabancı dildeki hedeflerinin yüksekliği ölçüsünde, ana dilde de ve hatta daha fazla yetkin duruma gelme çabası göstermelidir.  Yabancı dil kurslarında meselâ Türk klasikleri bulunmalıdır.
  1. Öğrencilerin zayıf bir genel kültüre sahip olmaları
Ana dil zaafı yanında genel kültürdeki zaaf da ciddî bir sorundur. Bu yüzden yabancı dil öğretmenleri, ne yazık ki çoğu kez dil öğretiminden çok kavram öğretmekle zaman kaybederler. Hayatla ilgili ileri fikirlere sahip olmayan birisi, ne kendi ana dilinde ne de başka bir dilde ileri gidemez. Genel kültürünü geliştirmek, yabancı dilde büyük oranda yardımcıdır. Hatta TOEFL, YDS, ÜDS, KPDS vs gibi sınavlarda genel kültürün genişliği şaşırtıcı bir oranda önemlidir. Bence söz gelimi TOEFl sınavı İngilizcenizi ölçmez, hayatla ilgili birikiminizi ölçer ve bunu yapmak için kullandığı dil İngilizcedir.
Bu sebepten dolayı, yabancı dil öğretmenleri öğrencilerini okumaya ve genel konularda kültürlerini artırmaya teşvik etmelidirler.
5. Öğrenciyle öğrenmek istediği dil arasında duygusal bağ kurulmaması.
Değişik kurslarda yaptığım görüşmelerde ve incelemelerde, öğrencilerin duygusal canlılar olduklarının göz ardı edildiğini görmekteyim. Bir insan kullandığı bardakla bile duygusal bağ kurmak ister. Kullandığımız eşyaları bile, sadece işe yararlıklarını ölçü alarak değil aynı zamanda duygularımızla seçeriz. Bu açıdan, insanlar ne kadar mantıklı olduklarını iddia etseler de, ilgilendikleri konuyla duygusal bağ kurmak eğilimindedirler. Dolayısıyla söz gelimi Çince öğrenen birisinin o dile ve kültüre duygusal bağ kurmaya ihtiyacı vardır. Bu, o ülkeye veya o dile âşık olmamız gerektiği anlamına gelmez.
Bu açıdan yabancı dil öğretmenleri, öğrencilerin öğrendikleri dile ve o dili konuşan ülkelere karşı duygusal bir ilgi kurmaları konusunda yardımcı olmalıdır. Bu amaçla, o ülke ziyaretleri veya o ülkeyle ilgili filmler seyrettirilmesi yararlı olacaktır.
6.        Heptenci olmak.
 
İngilizce-yabancı dil öğrenen kişiler heptenci davranmaktadırlar. Yani okumak, yazmak, konuşmak ve dinlediğini anlamak şeklinde verebileceğimiz 4 dil becerisinin hepsini aynı süreçte edinmek isterler. Hâlbuki bu mümkün değildir.  Böyle negatif sonuçlar veren bir heptencilik yerine, bazı dil becerilerini öncelikle hedeflemek daha mantıklıdır. Öğrenci hangi dil becerisine öncelikle ihtiyaç duyuyorsa, ona ağırlık verebilir. Mesela araştırmalar yapan bir akademisyen öncelikle İngilizce metinleri okuyup-anlayabilmeyi hedefleyebilir. Fakat kişiler, bu tür bir analizi yapmazlar ve hemen konuşmaya başlamak isterler. Hâlbuki bir dili kısa bir sürede konuşmak hemen mümkün değildir ve ondan önce bol okumak, dinlemek ve film seyretmek gerekir. Bu altyapıyı kurmaya çalışmaksızın hemen konuşmak isteyen birisi de hayal kırıklığına uğrar ve İngilizce öğrenmekten vaz geçer.
Yazının ikinci bölümünde bu konuya devam edeceğim...
Savaş ŞENEL
İngilizce Eğitim Danışmanı
& İletişim ve Yazarlık Koçu
Bu yazıma eşlik eden melodi: Nato:   "Chor Javon"
Film önerim: Beauty and the Beast (1991)
 
Kitap önerim: Nermi UYGUR: “Dilin Gücü”
Konuyla İlgili link:

Bu içerik 1692 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.savassenel.com/index.php/yazilarim/41-makaleler/136-ngilizce-yabanc-dil-oerenmekte-neden-zorlanyoruz.html

Etiketler: ingilizce,İngilizce öğrenmek,yabancı dil öğrenmek,ingilizce kursları,english,English learning,ELT

Bu içeriği ekleyen site : savassenel.com/