Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 01 Kasım 2011 Salı 22:57 de eklendi, 1 kere paylaşıldı

Bremen Mızıkacıları Avrupa'daki Krizi Çözebilir mi?

Avrupa Liderler Zirvesi

Yunanistan ve Avrupa Birliği el ele uçuruma mı sürükleniyor?Ahmet Akın | 27 Ekim 2011

Avrupa Birliği liderleri sekiz saat süren uzun müzakerelerden sonra Yunanistan'a yardım paketi ve Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)'nun krizdeki Avrupa Birliği ülkelerini desteklemek için kullanacağı para miktarı üzerinde uzlaşmaya vardı. Alınan kararlar sonucunda Yunanistan'ın özel bankalara olan borcu 100 milyar Euro azalacak, geçici kurtarma fonu da denilen EFSF'nin müdahale gücü 1 trilyon Euro'ya çıkarılacak.

26 Ekim 2011'de Brüksel'de yapılan zirveden amaç, Avrupa Birliği ülkelerinde iki yıldır süren borç krizinin etkilerini sınırlamak ve Yunanistan'ın borç yükünü hafifletmekti. Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in özel bankacılar, merkez bankası uzmanları, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve sigortacılarla bizzat müzakere ettikleri zirvede, özet olarak aşağıdaki kararlar alındı:

Yunanistan'ın borcunun yüzde 50'sinin silinmesi: Liderler zirvesinde, Avrupa Birliği liderleri Yunan devlet tahvillerinden yüzde 50 zararı kabul etmeleri için özel bankalar ve sigortacılarla anlaştılar. Liderler Zirvesi'nden önce Yunanistan'ın özel bankalara 205 milyar borcu olduğu tahmin ediliyordu. Liderler Zirvesinde varılan uzlaşma ile Yunanistan'ın özel bankalara olan borcu 100 milyar Euro azalacak ve borcunun Gayrı Safi Yurtiçi Hasılasına (GSYH) oranı -şimdiki, yüzde 160- 2020 yılında kadar yüzde 120'ye düşecektir. Burada Türkiye'nin kamu borcunun Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)ya oranının yüzde 40 civarında olduğunu vurgulamamız gerekir.

Özel sektöre 30 milyar dolar teşvik kredisi verilmesi: Uzlaşmaya göre, özel sektöre 30 milyar Euro değerinde "kredi teşviki" sağlanacak. Kredi teşvikini sağlayacak paketle ilgili görüşmelerin 2011 sonuna kadar tamamlanması kararlaştırıldı.

Yunanistan için 130 milyar Euro'luk yardım paketi hazırlanması: Temmuz 2011'de sağlanan mutabakatta ikinci yardım paketinin büyüklüğünün 109 milyar Euro olması öngörülüyordu. Brüksel'de yapılan son zirvede liderler, 2012'den önce Yunanistan için 109 milyar Euro yerine 130 milyar Euro'luk genişletilmiş bir yardım paketi hazırlamaya karar verdiler.

Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)'nun gücünün artırılması: Euro bölgesi liderleri Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)'nun 440 milyar Euro olan gücünün artırılmasında uzlaştılar. Uzlaşma çerçevesinde EFSF'nin müdahale gücü 1 trilyon Euro'ya  çıkarılacak. EFSF'nin kasasında daha önceden ekonomik kriz içerisindeki İrlanda, Portekiz ve Yunanistan'a yapılan yardımlar çıkarılınca 290 milyar Euro kadar kaynak bulunduğu tahmin ediliyor. Bunun 250 milyar Euro'su 4 veya 5 kez kaldıraçlanarak, değişik yollarla kullanılabilecek 1 trilyon Euro rakamına ulaşılacak.

Yukarıdaki maddeler, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Almanya Başbakanı Merkel'in basına verdikleri demeçlerden derlenmiştir.

Önümüzdeki bir yıl içerisinde anlaşmanın ayrıntıları kesinleşecek ve muhtemelen ülke parlamentolarının onayına sunulacaktır. 

Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF), 27 Avrupa Birliği ülkesi tarafından 09 mayıs 2010 'da kuruldu. Karargahı Lüksemburg'tadır.  Geçici kurtarma fonu da denmektedir. Kuruluşunda alınan karar gereğince Avrupa Finansal İstikrar Fonu, her hangi bir mali operasyon yapmaz ise, 30 Haziran 2013'te sonlandırılacaktır. Kuruluş amacı, Euro kuşağı ülkelerinde finansal bir kriz oluştuğunda, finansal yardım yani kredi sağlayarak Avrupa Birliği ülkelerindeki finansal istikrarı korumaktır. Fonun Avrupa Birliği ülkelerine yardım için kullanacağı para miktarı başlangıçta 440 milyar Euro olarak kararlaştırılmıştır. Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)'nun hazine yönetimi ile fonun idaresi Avrupa Yatırım Bankasınca yürütülmektedir. Fon, Alman Borç Verme Ofisi desteği ile piyasaya tahvil veya diğer borçlanma araçlarını ihraç  etmektedir. Ancak, son aylarda İrlanda, Portekiz, İspanya, İtalya ve özellikle Yunanistan'da giderek artan kriz emarelerinden sonra, 23 Ekim 2011'de yapılan liderler toplantısında fonun parasal hacminin 2 trilyon Euro'ya kadar çıkartılması dahi tartışılmıştır. Son olarak 26 Ekim 2011 günü yapılan Liderler Zirvesi'nde EFSF'nin krizdeki ülkelere müdahale gücü 1 trilyon Euro olarak belirlenmiştir.                          

Brüksel Liderler Zirvesi (26 Ekim 2011) sonuçlarının hemen ardından yapılan açıklamalarda, Fransa Cumhurbaşkanı'nın Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)'na destek sağlamak için Çin Devlet Başkanı Hu ile 27 Ekim 2011 günü bir  görüşme yapacağı duyuruldu. Bu görüşme talebi aynı gün öğle saatlerinde Çin hükümetince de doğrulandı.

Herkesin kafasında şu sorular var:                   

Her kafadan bir sesin çıktığı, 27 ülkeden oluşan adeta Bremen Mızıkacıları'nı andıran Avrupa Birliği'nde Brüksel Zirvesi'nde alınan kararlar uygulamaya geçirilebilecek mi?

Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) için gerekli olan parasal kaynak, yani bir milyar Euro nereden bulunacak?  IMF'mi verecek, Çin'mi verecek, yoksa Avrupa Merkez Bankası "para" mı basacak?

Zirvede tek bir kararla Avrupalı özel bankaların 100 milyar Euro zararı kabul etmeleri sağlandı. Zaten 2008'den beri krizle boğuşan, üretimin azaldığı, işsizliğin giderek arttığı, pazarın daraldığı, Çin'den gelen mallarla baş etmeye çalışan bir Avrupa'da özel bankalar zararlarını nasıl karşılayacak? 100 milyar Euro kaybettikten sonra, üreticiye, tüketiciye, ithalatçıya, ihracatçıya vb. hangi güvenle, hangi kaynaktan nasıl para verecek? Krizden çıkmak için ekonomi nasıl canlanacak?

Kredi çöküşü yaşamamak için "özel bankaları %9 oranında sermayelendirmek" işi nasıl olacak?

Başta Sarkozy, Merkel, Berlusconi, Papandreu olmak üzere, Brüksel Zirvesi kararlarına imza atan siyasi liderler, attıkları imzaların gerekçelerini kendi kamuoylarına anlatabilecekler mi? Bu liderlerden bazıları (Papandreu, Berlusconi, Sarkozy..gibi.) yakın gelecekte girecekleri seçimlerde koltuklarını koruyabilecekler mi?

Çin, serbest piyasa ekonomisinin tüm koşullarının Çin için de uygulanmasını istediğinde, bütün engelleri kaldırın dediğinde Sarkozy "Evet" diyebilecek mi?

Ekonomisinin temeli ucuz iş gücüne dayanan Çin, Avrupa topraklarına yatırım yapar mı, ticarette sonunun ne olacağı belli olmayan Euro kullanır mı?

Brüksel Liderler Zirvesi'nde alınan kararların büyük bir bölümü Yunanistan'ın iflastan kurtarılması ile ilgilidir. 100 milyar Euro'luk borcun silinmesi ile çalışmaktan hoşlanmayan, ekonomik sıkıntıya gelemeyen Yunanistan'daki ekonomik kriz biter mi?

İrlanda, Portekiz, İspanya, İtalya, Belçika vb. gibi krizle boğuşan diğer ülkelere de benzer destek verilebilecek mi?

Avrupa Merkez Bankası her türlü olumsuzlukta tampon görevi görecek mi?

Krizdeki ülkelerden (Yunanistan, İspanya, Portekiz, Belçika, İtalya ve İrlanda) borçlarının yarısı Fransa'yadır. Krizi çözecek paranın kaynağı olarak Almanya gösterilmektedir. Koltuğu sallanmakta olan Andreas Merkel, bu kadar ağır borç yükünün altından kalkabilecek mi? Alman kamuoyu buna destek verecek mi?

Euro Bölgesi ekonomileri iç içe geçmiş, karmaşık bir yapıdadır. Ülkelerin insan yapısı, ekonomik kaynakları, verimlilikleri, üretim güçleri, algılamaları, reaksiyonları, hassasiyetleri farklı farklıdır. Doğal olarak her ülke kendi ekonomisini kurtarma telaşındadır.

Euro kuşağının çökmesi, İngiltere'yi de etkileyecektir. İngiltere'de Fransa ve Almanya'dan sonra sorunlu ülkelerden en çok alacağı olan üçüncü ülkedir. Ancak, para birimi "Sterlin"dir. İngiltere vatandaşları, yapılan halk oylamasında Euro'ya geçmeyi kabul etmemiştir. ABD kökenli global şirketlerin çoğunun merkezi Londra'dadır. Amerika, krize yuvarlanırken de, krizden çıkarken de erken davrandı. Hızla düştüğü çukurdan, yine hızla çıkmasını bildi. Çünkü karar verme organı tekti. Avrupa Birliği'nde olduğu gibi çok başlılık yoktu. Amerikan Merkez Bankası ve siyasi irade, hızlı ve doğru kararlar aldı. Aldığı kararları hızla uygulamaya soktu.

Avrupa Birliği'nde  siyasi kararlılık yoktur. Sürekli zirveler yapılsa da, ne krize panzehir olacak doğru kararlar alınabilmekte, ne de hızla uygulanabilmektedir. Alınan kararlar ne kadar doğru olursa olsun, uygulanamadıktan sonra, her türlü toplantı tutanakları, uzlaşma kararları çöpe gitmeye mahkumdur.

Yunanistan'ın kamu borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH)'ya oranı: Yunanistan'ın kamu borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH)'ya oranının 2011 sonunda %170 civarında olması bekleniyor.

Liderler Zirvesi (26 Ekim 29011)'nde alınan karar gereğince, Yunanistan'ın özellikle özel bankalara olan borcunun brüt olarak %50'si silinecek. Almanya Başbakanı Merkel'in açıklamasına göre, bu suretle Yunanistan'ın 100 milyar Euro'luk borcu silinmiş olacak. Yunanistan Başbakanı Papandreu, alınan kararlardan çok memnun. Basına verdiği demeçte, Yunanistan'ın borçlarının 100 milyar Euro'luk kısmının silinmesi ile, toplam borçların döndürülebilir bir rakama indiğini ifade etti.

26 Ekim 2011 tarihli Brüksel Zirvesi, son 21 ay içerisinde yapılan 14. Zirve olarak tarihe geçmiştir. Bütün bu zirvelerde çok laf üretilmiş, ama uygulamada başarılı olunamadığı için, krize dur denememiştir. Avrupa Birliği ve Avrupa Merkez Bankası "Bremen Mızıkacıları"nı andırmaktadır. Çok başlı yapıdan sağlıklı bir karar çıkmamaktadır.

İki yıldır çözülemeyen krizin etkileri her geçen gün daha da derinleşmektedir. Bu haliyle kriz, tüm Avrupa’ya yayılma riskini taşımaktadır. Krizle yüz yüze olan ülkelerin (Yunanistan, İspanya, Portekiz, Belçika, İtalya ve İrlanda) yabancı bankalara olan borçlarının 4 trilyon dolar tutarında olduğu tahmin edilmektedir. Bir trilyonluk acil müdahale fonu ile bu borç yükünün altından kalkılmasının zor olacağı, müteakip zirvenin hazırlıklarının yapılmasının daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.         

Bu içerik 348 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.stratejikanaliz.com/kategoriler/ekonomi/avrupa_ekonomik_krizi.htm

Etiketler: yunanistan ekonomik krizi,Avrupada ekonomik kriz,Avrupa Birliğinde ekonomik kriz,Yunanistandaki kriz,Brüksel liderler zirvesi,fransa,Almanya,merkel,Sarkozy,Çin

Bu içeriği ekleyen site : stratejikanaliz.com