Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 02 Şubat 2010 Salı 16:22 de eklendi

Deli Dumrul devleti

Deli Dumrul'la Türk vergi sisteminin ne alakası var?

“Duha Koca oğlu Deli Dumrul destanını beyan eder hanım hey!” cümlesiyle başlardı, Dede Korkut’un Deli Dumrul hikayesi. Açıkçası enteresan, bir o kadar da düşündürücü bu öyküyü hepimiz biliriz. Deli Dumrul kuru bir çay üstüne bir köprü kurar, geçenden 30 akçe, geçmeyenden döve döve 40 akçe alır falan filan… Ötesine girmek gereksiz. En azından yazımızın konusu değil.

Son yıllarda devletimizin ve hükümetlerin vergi politikasını da işte bu Deli Dumrul hadisesine benzetmeye başladım ben! Maşallah dünya üstünde bizim kadar vergisi bol ve yüksek bir ülke daha yoktur herhalde! Son olarak tam da yılbaşı gecesi malumunuz bazı mal kalemlerine ve bunlardan alınan vergilere de zam geldi. Sigaraya mesela… Sigaradan alınan vergilere uygulanan zamma ufak çapta bir de direniş oldu hatırlarsanız. Fiyatını önce yükselten Philip Morris, yani Marlboro’nun üreticisi, sonra kafayı kırıp fiyatları eski seviyeye çekti. Amma velâkin Maliye Bakanı “Sir” Mehmet Şimşek “Akıllı olun, aklınızı alırım” deyiverince tekrar zam konmak zorunda kalındı!

Geçenlerde de bütün gazetelerde vergilerle ilgili bir haber çıktı. Neye ne kadar vergi verdiğimizden, vergilerin kimden ne kadar tahsil edilebildiğine kadar birtakım bilgiler kamuoyuyla paylaşıldı malum. Şimdi isterseniz bu haberlerin verdiği bilgilere biraz bakalım:

Habere göre

  • 7 liraya satılan 1 paket sigaranın 5,47 lirasını, 3,65 lira ödediğimiz 1 litre benzinin 2,44 lirasını, her 3 liralık cep telefonu faturasının da 1 lirasını vergiler oluşturuyor.
  • En adil vergileme araçları olan gelir ve kurumlar vergisi tahsilatı düşerken, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, özel işlem vergisi gibi vergiler ise sistemde çok daha fazla yer tutmaya başlıyor.
  • Bu yıl da, Gelir Vergisi'nden 42 milyar 927 milyon lira gelir elde edilmesi hedefleniyor. Bunun çok büyük bölümünü de işçi ve memur ödüyor. Holding sahipleri, doktor, avukat gibi serbest meslek erbabı, faiz geliri elde edenler ve diğer beyannameli gelir vergisi mükelleflerinin ödemeleri beklenen vergi ise 2 milyar 283 milyon lira düzeyinde kalıyor.
  • 2010 yılı içinde toplanması öngörülen kurumsal vergisi tutarı da 20 milyar 71 milyon lira olarak belirleniyor. Buna karşılık, devlet sadece akaryakıt ürünleri ve doğal gaz kullanımıyla vatandaştan 30 milyar 695 milyon lira Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) almayı planlıyor.
  • Devletin bu yıl için öngördüğü Özel İletişim Vergisi de bütçede 4 milyar 829 milyon 820 bin lira olarak yer alıyor. Bu durumda, vatandaşın cep ve sabit telefon konuşmalarıyla ödediği Özel İletişim Vergisi bile beyannameli Gelir Vergisi mükelleflerinden alınan verginin neredeyse 2 katını buluyor.

Özetle her zamanki gibi çok kazanan az, az kazanan çok vergi ödemek durumunda kalıyor!

Bizi takip edenler bilirler, bu vergi konusunda daha önce de bir yazı yazmış, hareket noktası olarak da bizim eve gelen telefon faturasını almıştık. Şimdi dönüp bakıyorum da o zaman vergi yine insaflıymış. Çok da eski bir zaman değil ha, Nisan-Mayıs 2009 civarı ve toplam vergi ortalama yüzde 35… Şimdiyse şu yukarıdaki tabloya bakarsak, maşallah devletin bütün gelirlerini sıradan vatandaş sağlıyor!

Aslına bakarsanız bu vergilerin bu kadar büyük bir yük olarak vatandaşın sırtına binmesinin de esas nedeni bu. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren uygulanan liberalizasyon (Kimi kandırıyorsunuz! Ne liberalizasyonu! Düpedüz vahşi kapitalizmin önü açıldı!) politikalarıyla, devlete gelir sağlayan hemen bütün kuruluşlar, özelleştirme adı altında üç yıllık net kârına satılıp adıyla sanıyla “peşkeş” çekildi ona buna… Devletin neredeyse vergiden başka geliri kalmadı desek yeridir. En stratejik ve en kârlı kurumlar bile elden çıkarılınca, her sene katlanarak artan bu masrafları, “padişah”larımızın “sadraZAM”larımızın debdebesini sürdürebilmek için saçılan paraları karşılayacak tek bir gelir kalemi kaldı: Vergi!

Eh, madem bir tek bu kaldı, madem vatandaşın büyük çoğunluğu re’sen vergi ödemek durumunda, yüklen yüklenebildiğin kadar!

Vergi kaçıranları denetlemek mi?

Hiç vergi vermeyenleri, yani kayıt dışı ekonomiyi sisteme almak mı?

Ohoooooo… Uzun iş o, boşver!

Verenden 30 kuruş, vermeyenden döve döve (dayağın yerine cezaevini de koyabilirsiniz!) 40 kuruş, tamam işte… Uğraştırmayın şimdi devleti!

E o zaman bunun adı “Deli Dumrul Devleti” değil de nedir sizce?

Benim sık sık hatırladığım ve hatırlattığım bir karikatür vardı. Üstad (bu aralar bu unvanı da hiç hak etmiyor ya, neyse…) Salih Memecan’ın yıllar önce çizdiği bir karikatür:

Devleti temsil eden bir figür vatandaşa elini uzatıyor:

“VERgi!”

Ve vatandaşın cevabı:

“VERİRSEM ADİYİMgi!”

Yakındır, vergisini hep tıkır tıkır ödeyen vatandaş da isyan edip ödemeyecek, o zaman neler olacak bilemem!

Bu içerik 596 kez okundu

Etiketler: deli dumrul,deli,dumrul,ekonomi,vergi,akp,AK Parti,siyaset

Bu içeriği ekleyen site : dincerbilgener.com