Papandreu Ateşle Dans Ediyor
Yunanistan'da ekonomik ve siyasi kriz derinleşiyor.
Yunanistan'ın borç yükünü hafifletmek için Brüksel'de devam eden Liderler Zirvesi (26 Ekim 2011) görüşmelerinden sonra Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, "Bugün hem Yunanistan ve hem de Avrupa için yeni bir gün!" diye halkına ekonomik kurtuluşu müjdeliyordu. Üstelik Brüksel Zirvesi'nde Yunanistan'ın 100 milyar Euro (140 milyar Dolar) civarındaki borcunun da silinmesi kararlaştırılmıştı. Kadayıf üzeri kaymak gibi bir şeydi bu. Papandreu bir şişe uzoyu (Yunan içkisi) tek dikişte bitirdi.
Müjdeli haberin üzerinden sadece bir hafta geçti. Piyasalar mutlu mu mutluydu. Uzakdoğu, Yakındoğu, Avrupa, ABD ve hatta Papua Yeni Gine dahil, bütün borsalar yükselişteydi. Piyasa güllük gülistanlıktı.
Yunanistan Başbakanı Papandreu, Atina'ya ineli bir kaç gün olmuştu. Uyku uyumakta zorluk çekiyordu. Yutkunuyor, ama boğulacak gibi oluyordu. Kafasında bir şeyler vardı ama, derdini kimseciklere açamıyordu. Hanımı yorgunluktandır diye fazla üstüne gitmiyordu. Basın ve Yunan kamuoyu, Brüksel'de kazanılan zaferin tadını çıkartıyor, başbakandan bu zaferi nasıl kazandığını tane tane anlatmasını bekliyordu.
Papandreu 01 Kasım 2011 günü yaptığı açıklamada, 130 milyar Euro tutarındaki yardım paketini halk oyuna sunacağını açıkladı. Başlangıçta açıklamayı kimse ciddiye almadı. Arada birileri "Hoppalaaa..!" dedi. Bir diğeri "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!" mırıldandı. Bir diğer yeni yeni toparlanan borsadaki hisse senetlerinin tekrar dibe vuracağını aklına getirdi. Herkesin başı öne eğikti.
Alınan bilgi üzerine Avrupa Birliği liderleri ile birliğin büyük ablası Merkel ve büyük abisi Sarkozy şoka girmişti. Haber duyulur duyulmaz, Berlin ve Paris'te ilk yardım sirenleri çalmaya başladı. Ambulanslar yetişinceye kadar Sarkozy ve Merkel suyla ayağa kaldırıldı. Alman ve Fransız kamu oyu, Yunanistan lafını duymak istemiyordu. Berlin'in ana caddelerinden birinde yürüyüş yapan bir grup Alman genç "Greeks raus, Türken in!" diye slogan atıyordu.
Sarkozy sürekli olarak "Yunanistan'a bir cent bile vermeyeceğim!" diye sayıklıyordu. Aklı hep Fransız bankalarının alacaklarındaydı. Fransa'nın Yunanistan'dan o kadar çok alacağı var dı ki! Yorgo yamuk yapmasa idi en azından alacaklarının %50'sini kurtaracaktı Fransız bankaları. Yaklaşan seçimleri düşündü. Çok sevdiği koltuğundan doğruldu. Telefonu işaret ederek "Papa'yı bana bağlayın!" diye bağırdı. Yardımcıları "Mösyö, Papa mı Papandreu'mı ?" diye tekrarlayınca, Sarkozy "Hepiniz aptalsınız!" dedi. Hırsından masanın üstüne fırlamak istedi. Allah Son Büyük Fransız'ı ayağı kısa yaratmıştı. Ayağı masaya yetişmedi. Şiş göbekli biri çömelerek, iskemle vaziyetini aldı. Sarkozy kolaylıkla masanın üstüne çıktı. "Bana şu Yorgo'yu bulun hemen!" diye gürledi. Ardından "Türkiye Avrupa Birliğine giremez, Türkiye Ermeni soykırımını tanımalı!" dedi. Etrafındakiler bir birine bakıştı. Başkanın kafası karışıktı.
9 milyon 800 bin kişiden oluşan Yunan halkı zaten son iki yıldır kemer sıkıyordu. Vergiler artmış, harcamalar kısılmıştı. Atina sokakları işsizlerle doluydu. Mültecilerin akın ettiği Atina sokaklarını artık boşta gezen Yunanlı gençler arşınlıyordu. Zirve zirveyi kovaladı. Son iki yılda Yunanistan'ı borç batağından kurtarmak için tam tamına 14 zirve yapıldı. Her AB zirvesinden sonra Yunanistan'a "Yorgo, kemerinden bir delik daha aç!" talimatı veriliyordu. Başlangıçta Yunanlılar bundan pek bir şey anlamadılar. "Takarız, n'olmuş yani!" diye geçiştirdiler. Aslında Yunan halkı kemer falan da takmazdı. Doğu komşusu Türkiye'den gelirdi kemer sıkma haberleri. Atina "Gak!" dedimi, Avrupa Birliği'nin abileri olan Fransa ve Almanya hemen "Guk!" deyip, kredi musluğunu açarlardı. Atalarının mirasını bin yıldır hovardaca yiyen Yunanlılar, Avrupa Birliği musluğundan akan suyun hiç bitmeyeceğini düşünürlerdi. Ha babam, de babam yiyip, içip, yan gelip yatarlardı. Üretmek yoktu. Ayakkabı ve mobilya İtalya'dan, beyaz eşya ve arabalar Almanya'dan, şarap ise Fransa'dan gelirdi. Yunan halkı rahatına çok düşkündü.
İki yıldır devam eden ekonomik kriz yüzünden 2011 yılında bir önceki yıla göre Yunanistan'da intihar olaylarında iki kat artmıştı. Butik sahipleri bile parasızlıktan hırsız olup çıkmıştı. Psikiyatrist Kyriakos Katsadoros Dünya İntiharı Önleme Günü olan 10 Eylül 2011 günü yaptığı açıklamada şöyle diyordu: "İki yıl önce 24 saat açık olan intiharı önleme hattını (Alo:1018) arayanların çoğunluğunun arama nedeni psikolojik problemlerdi. Son iki senede telefonla yardım arayan her dört kişiden birinin intihar sebebi ekonomik." Katsadoros'a göre, ekonomik sıkıntılar, insanların ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemekteydi. İşsizlikteki %3 artış, intihar sayısını %4.5 artırmaktaydı¹.
Yunanistan Komunist Partisi (KKE) genel sekreteri Aleka Papariga "Kapitalist ülkeler arasındaki rekabetin aratacağına dair kuvvetli emareler var. Bu yarış, Euro'dan kaçış eğilimini hızlandıracaktır. Halkın agresif müdahalesi olmadan ne kapitalist ülkelere olan borç ödemesinin durdurulması, ne de PASOK iktidarının sona ermesi mümkün olmayacaktır. Acaba Papariga'da PASOK lideri gibi bir referandum mu düşünüyordu? O halde Bayan Papariga haklı çıkmıştı. İşte, sonunda Papandreu da Yunan halkının duruma müdahalesine karar vermişti.
Uluslararası Para Fonu (IMF) yönetim kurulu kararını açıklayan yeni IMF başkanı Fransız Christine Lagarde, 2 Kasım 2011 günü yaptığı açıklamada, yeni kurtarma planı kapsamında Yunanistan'a verilecek olan kredinin 6. dilimi (8 milyar Euro)nin referandumu takip eden günlerde ve ancak belirsizlikler ortadan kalktıktan sonra serbest bırakılabileceğini açıkladı. Bir Fransız (Sarkozy) Paris'ten Yunanistan'a "bir cent bile yok" derken, diğer bir Fransız'ın okyanus ötesinden Yunanistan'a kredi musluklarını kapatması ilginç bir rastlantı olarak tarihe geçti.
Başbakan Papandreu 03 Kasım 2011 günkü kabine toplantısında ana muhalefettekiYeni Demokrasi Partisi lideri Antonis Samaras ile koalisyon görüşmelerine başlanması durumunda, referanduma gitme kararından vazgeçebileceklerini açıkladı.
Bugün iktidardaki PASOK partisinden bir milletvekili daha istifa etti. Milletvekili sayısı 300 kişilik Yunan parlamentosunda "karar yeter sayısı" olan 151'e indi. Yarın, 04 Kasım 2011 günü hükümetin güven oylaması var. Papandreu güven oyu alsa bile, Avrupa Birliği nezdinde çok önemli bir "çizik" yedi. Yunan halkının Papandreu'nun son satrancına destek verip vermediğini önümüzdeki zaman ve yaklaşan seçimler gösterecek.
Ertelene ertelene iflasın uçurumun kenarına kadar gelen Yunanistan da sorunlar her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Tehlikeyi gören ve az bir çoğunlukla iktidarını sürdürmeye çalışan Papandreu giyotinin altına başını sokmakta tereddüt ediyor. Ekonomik kriz doğal olarak siyasi krizi de tetikliyor. Sonuç olarak Yunanistan da Papandreu'nun ateşle dansı halen devam ediyor.
Yazan: Ahmet Akın
Tarih: 03 Kasım 2011
¹ http://www.athensnews.gr, 10 Eylül 2011
² http://www.athensnews.gr, 11 Eylül 2011
Bu içerik 1051 kez okundu
İçeriğin Orjinal Hali
http://www.stratejikanaliz.com/kategoriler/ekonomi/papandreunun-atesle-dansi.htm
Etiketler: yunanistan ekonomik krizi,yunanistan krizi,papandreu,ateşle dans,merkel,Sarkozy,Almanya,fransa,yardım paketi

Vitaminler ve Vitaminlerin İnsan Sağlığına Faydaları
Sağlık21 Ekim 2011311 kez okundu
Sırasını Bekleyen Enerji Kaynağı Toryum (Th)’a Genel Bir Bakış¹
21 Ekim 2011Ekonomi179 kez okundu
Nükleer Silahların Konuşlandığı Ülkeler
25 Kasım 2010Dünya109 kez okundu
Haiti'de Savaş
25 Kasım 2010Dünya112 kez okundu
Barzani: Türk-Kürt Savaşı Felakettir
25 Kasım 2010Dünya147 kez okundu
Meskun Mahal Savaşları: Akıllı Bombaların Kullanılması
25 Kasım 2010Dünya91 kez okundu
- Artvin Sinema Günleri başladıBölgeselArtvin Belediyesi’nce düzenlenen "Artvin Sinema Günleri", verilen kokteylin ardından “Yüreğine Sor”
- 17 Ağustos Öğrencilerinden Şiir DinletisiBölgeselKartepe 17 Ağustos İlköğretim Okulu öğrencilerinin hazırlayıp sunduğu “Mısraların Kıyısında” adlı şi
- Güzellikler ve çirkinliklerYaşam insanlık nasıl zor bir işmiş görelim ve artık bir şeyler yapabilmek için kararımızı verelim.
21 Mayıs Pazartesi, 2012