Şimdi Alaçatı Zamanı!
Saçlarımda Alaçatı rüzgarı esiyor bu sabah.
İşte depreşti yine içimde o deli duygular. Havalar güzelleşiyor, güneş var, yalancı baharlar ve ılık rüzgarlar... Evet, arada kar alametleri olsa da, kış geride kaldı. Şimdi varsa yoksa bahar-yaz!
Eylem Yalın
Saçlarımda Alaçatı rüzgarı esiyor bu sabah.
Sabah pazarındaydım, Ege’nin sakin ruhlu, güzel yüzlü insanlarının tarlalarından getirdikleri doğallıklar dünyasının tam orta yerinde.
Sigaralarını yakmış, yüzlerini güneşe vermişler, minik tahta taburelerinde oturuyor, tembel tembel çaylarını içiyorlar.
Bağırış çağırış yok gelen geliyor, gören görüyor zaten...
Oradan Asma Yaprağı’na doğru gidiyorum daha yeni açtılar burayı, bir kaç ay önce. Karnım acıkmış, ne zamandır gelmemişim Alaçatı’ya özlem gidermek istiyorum tam da onun havasını, suyunu özümseyebileceğim bir yerde. İşte bu yüzden bu adresteyim. Biliyorum ki Elif döktürmüştür yine...
Ve şaşırmadım! İşte, girdiğim anda burnuma gelen mis gibi yemek kokularını takip ediyorum ve tezgahın üzerinde inci gibi dizilmiş servis tabaklarını görüyorum: yoğurtlu ısırganotu, etli lahana sarması, etli kuru patlıcan ve acur dolması, zeytinyağlı enginar-bakla... Ocağın üzerindeki tencerede ne varmış bakalım? Hmmm, nefis etli nohutlu bulgur köftesi. Hepsinden istiyorum!
Şaka mı bu? Hepsi Alaçatı’nın toprağında yetişmiş, Elif’in güzel ellerinden çıkmış, Eylem’in İstanbul’dan kopup geldiği Cumartesi gününün öğlenine sıraya girmiş ve onu beklemekteler...
Ve ben üst katına çıkıyorum, bir zamanlar kimbilir kimlerin nasıl yaşadıkları eski Alaçatı evinin yaşlı taş merdivenlerinden. Girdiğim odadaki iki küçük pencerenin mavi doğramaları yıpranmış, yaşanmışlığı anlatıyor. Pencerelerin önünde denizlikler, üzerlerindeki çanakların içinde çiçekler var. Duvarları alçı sıva, envai çeşit kap, tabak, çanak asılı eski aynalar süslemiş odayı, bir sedir var, önünde kocaman bir masa ve masanın diğer tarafında boyası dökülmüş ahşap sandalyeler. Masanın üstünde keten bir örtü, zarif bir sürahi, sürahinin kapağı da dantelden... Küçük detaylar, ama her biri inceden inceye düşünülmüş belli ki.
Sanki anneannemin evi burası. O kadar doğal, o kadar özel, bir o kadar samimi...
Hayat bu değil de ne?
Soruyorum kendime, sana ve başkalarına...
Ben sadece buraya geldiğim zaman bu kadar kendim oluyorum.
Nefes alıp verişim değişiyor. Sanki sürekli bir meditasyon hali. Sanki tatlı bir sarhoşluk.
Gülümsemekten alamıyorum kendimi.
Etrafımdaki herşey bir anlam ifade ediyor burada.
Yaşadığımı hissediyorum. Seni seviyorum Alaçatı!
Kaynak: Sağlık ve Yaşam Dergisi
Bu içerik 1484 kez okundu
Etiketler: alaçatı,eylem yalın,sağlık ve yaşam dergisi,sağlık ve yaşam

Genital siğiller kanser riskini artırıyor
Sağlık17 Eylül 201011556 kez okundu
“Vajinismusun Tuzağına Düşmeyin…”
20 Eylül 2010Sağlık18702 kez okundu
Ergen Çocuğunuzla Önce Arkadaş Olun
21 Eylül 2010Sağlık5471 kez okundu
En Orjinal ve İlginç Telesekreter mesajlarınızı iletin
17 Eylül 2010Eğlence-Hobi3136 kez okundu
Yazın Yıpranan Cildinizini Onarın
22 Eylül 2010Sağlık4348 kez okundu
Narsisistik Erkekler Cinsellikte Ciddi Problemler Yaşıyor
22 Eylül 2010Sağlık6770 kez okundu
- Akıllı Telefonlar Yüzünüzü SarkıtıyorSağlıkHayamızın önemli bir parçası haline gelen laptop ve akıllı telefonlar yüzde sakmalara neden oluyor.
- Düğüne GöreSağlıkEvlenmek yepyeni bir dünyaya adim atmaktir. Bu dünyaya adim atmadan önce ruhen ve bedenen rahatlamak
- Engeller Üsküdar’da aşıldıBölgesel‘Engelleri Birlikte Aşıyoruz’ panel ve kültür programlarının ikincisi Üsküdar Belediyesi’nin ev sahi
21 Mayıs Pazartesi, 2012