Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 21 Aralık 2011 Çarşamba 15:43 de eklendi

Alevilerin Ateşle İmtihanı

Ne oldu da, Alevilik hakkında hiç hayırlı düşünceleri olmadığını bildiğimiz bu çevreler birdenbire

Zaman gazetesi 1 Ekim ile 15 Aralık arasında 176 Alevi haberi yapmış. Yeni Şafak, Yeni Akit gibi gazetelerin internet sitelerindeki arama motorları nitelikli arama yapmaya programlanmamış. Ancak, her ikisinin de aynı dönem içerisinde 100’ün üzerinde haber yaptıklarını söyleyebiliriz. Peki, ne oldu da, Alevilik hakkında hiç hayırlı düşünceleri olmadığını bildiğimiz bu çevreler birdenbire “Alevi aşıkları”na dönüşüverdiler?

Cumhuriyet gazetesinden sevgili hemşehrim, Miyase İlknur, bu değişimin izini bulmuş: Fethullahçı cemaat kendisine bağlı bir Alevi örgütlenmesine gidiyormuş! Alevi kökenli yazarların makaleleri, Kerbela, Dersim, Hz. Hüseyin sevgisi gibi “ezberimizin bozulduğu” hareketliliği şaşkınlıkla izlerken, işin aslını öğrenmiş olduk. Böylece, ezberimizi de tazelemiş olduk! Yani? Yanisi şu: Katranı kaynatsan olur mu şeker?

Biz “farkında mısınız?” diye sorarken, müstehzi makaleler yazarak karşılık veren Ece Temelkuran da sonunda fark edip, AKP’lilere ”siz hangi arada faşist oldunuz?” diye sordu ya, artık “yetmez ama evetçiler”in diline pelesenk oldu. Anlamadıkları veya anlatamayacakları bir durumla karşılaştılar mı, içinde cevabı saklı soruyu patlatıyorlar: Siz ne zaman böyle oldunuz! Halbuki, “onlar” hep böyleydi. Aklı sonradan başına gelen sizsiniz!

“Onlar”, iktidarı, yani erki elinde bulunduranlardı. Eğer bir değişim olacaksa, içeriğine ve biçimine karar verecek olanlardı. Eğer bir toplumsal barış inşa edilecekse, bunun yasal ve kültürel çerçevesini hazırlayacak olanlardı. Ancak, hiçbir şey yapmadılar. İktidarı ellerinde tuttukları on yıl boyunca, millete “cambaza bak” oyunu oynattılar. Herkesi Atatürk ve Cumhuriyet Devrimi kadroları, CHP hakkında ipe sapa gelmez tartışmalarla meşgul edip, iktidarlarını daha da sağlamlaştıracak örgütlenmeyi adım adım gerçekleştirdiler. İlan ettikleri “ustalık dönemi”, artık eskidiğini iddia ettikleri 1923 Cumhuriyet’nin yerine hayal ettikleri “yeni devlet”in kuruluş dönemi anlamına geliyor. Ama, ne yazık ki, hala durumun farkına varamayanlar var!

AKP on yıldır toplumun her önemli meselesinde hep aynısını yaptı. Çekmecesinde hazır programı olduğu halde, bunu kimseye tartıştırmadı. Açıklamadı. “Açılım” süreçlerinde, AB, Kıbrıs, Ermenistan, İsrail gibi uluslar arası konularda, SGK, YÖK vs. gibi toplumu ilgilendiren meselelerde toplumsal mutabakat değil, rakiplerin ezilmesi hedeflendi. İnsan, Ataol Behramoğlu’nun şiirinde söylediği gibi, yaşadıklarından bir şey öğrenmeli. Bugün, toplumun farklı kesimlerinin balıklama atladıkları anayasa tartışmalarından da bir şey çıkmayacağı, zaten Tayyip Erdoğan’ın “bizim de bir hazırlığımız var” açıklaması ile daha önce etrafında topladığı sözümona “liberal” hukukçuları dağıtmasını yan yana getirdiğinizde, anlaşılıyor.

Bu bilgileri bir araya getirdiğimizde, Alevilerin çok tehlikeli bir süreçle karşı karşıya oldukları açıkça görülüyor. Feodal Osmanlı hanedanlığının yıkılarak kurulan Cumhuriyet tasfiye edilirken, Alevilerin müktesep hakları ve uğruna mücadele ettikleri talepleri ne olacak? Soruyu çıplaklığı ile sormayınca, gerçekleri örtmek daha kolay oluyor. AKP’nin tartışılmasından özellikle imtina ettiği konu, “yeni devlet” içerisinde din ile devlet ilişkilerinin konumudur. Tek başına, konuyu konuşmamak üzerine kurulu özen dahi, Alevilerin başlarına ne geleceğini tahmin etmeleri için yeterlidir. Ancak, Alevilere dayatılan gündem Dersim, Kılıçdaroğlu ve CHP üçgeninden çıkmamak taktiği üzerine kuruludur. Bunu anlamak ve tersine çevirmek tüm Alevi örgütlenmelerinin görevi olmalıdır.

Şimdi, Alevilerin ateşle imtihanı başlıyor. Aleviler hakkında söz söyleme hakkını kendisinde gören herkesin ve her kurumun, devletin din işlerinin yerine getirilmesinde üstleneceği rol hakkında görüşü olmalıdır. Ancak, daha da önemlisi, AKP’nin bu konuda açıklama yapmaya zorlanması, on yıldır yürütülen taktiğin boşa çıkarılması gerekmektedir.

Nitekim, cemaatin kendisine yeni Hızır paşalar bularak Alevi örgütleri kurdurmaya kalkışmasının anlamını da doğru anlamak zorundayız: Yeni devlete muhalefet edebilme potansiyeli taşıyan kimseye hayat hakkı verilmeyecektir. Ankara valisi Nevzat Tandoğan’ın “memlekete gerekliyse komünizmi de biz kurarız” mantığı, “onlar” için de yürümektedir. Çünkü, beslendikleri “ideolojik gıda”nın kaynağı Osmanlı’nın aynı feodal gerici yönetim kültürü ve tarihidir.

Esasen, Alevi örgütlenmelerinin çok büyük bir kesiminin üzerinde mutabık olduğu, din ile devlet ilişkilerinin düzenlenmesi hakkında bir programın var olduğunu da biliyoruz. Burada, temel mesele AKP’nin bu programa tepki vermesinin sağlanmasıdır. Zaten Faruk Çelik, Bekir Bozdağ gibi bakanlar aslında görüş açıklayarak, Alevilere “onların yeni devleti”nde biçilecek rol hakkında yeterli fikir edinme fırsatı verdiler. Dolayısıyla, Alevilerin bugünkü tartışmalara katılma biçimini de bu gerçek belirlemelidir.

»Ali Rıza Özkan

Bu içerik 320 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.yenimuhalefet.com/index.asp

Etiketler: alevi,ateş,tarikat,akp

Bu içeriği ekleyen site : yenimuhalefet.com/index.asp