Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 21 Nisan 2010 Çarşamba 9:24 de eklendi, 12 kere paylaşıldı

Arda nereye koşuyor?

Arda'ya sahip çıkılması gerek. Aksi taktirde yok olup gidecek...

Genç. Yetenekli. Potansiyele sahip. Ama yalnız. Tek başına. Çünkü zor ve zahmetli bir işle tek başına mücadele etmek zorunda. Onu düşünmeyen, sadece ondan sonuç bekleyen bir aslan sürüsünün içine düşmüş. Çırpınıp duruyor ama nafile. Son nefesine kadar tüketilecek. Çünkü o değerli. Çünkü o başkalarına para kazandırıyor. Başkalarının cebini dolduruyor.

Arda, bu ülkenin potansiyel sahibi az sayıdaki futbol oyuncularından biri. Omuzlarında taşıdığı yük sanıldığından çok daha ağır. Küçük yaşlardan bu yana hep aynı şeyi yaşıyor. Kazanmak zorunda. Üstelik her zaman kazanmak zorunda. Çok küçük yaşlardan beri kıldan ince kılıçtan keskin köprüler üzerinde yürüyüp durmuş. Her haftasonu ayrı bir sınava girmiş. Her haftasonu kazanmak zorunda bırakılmış. Bitmek tükenmek bilmez hırs ve mücadele ormanında yol arayıp durmuş kendisine.

Küçücük yüreğinin kaygı ile yıkandığı, korku ile terbiye edildiği sporculuk yaşamı boyunca rahata ereceği günü beklemiş hep. Ama nafile, o gün hiç gelmeyecek. Her şeyin daha güzel olduğu o mutlu son onun için hiçbir zaman gelmeyecek. Çünkü o tüketim çarkının, profesyonel sporun kanını son damlasına kadar emmeye çalıştığı altın yumurtlayan bir tavuk. O nedenledir ki yüreğindeki baskı azalmadıkça, zihinsel olarak huzura ermediği sürece daha çok kavga eder, yumruk sallar, tekme atar etrafına çünkü canı acıyor. O da içindeki öfkeyi kendisine yapılanın aynısını başkalarına yaparak atmaya çalışıyor.

Oysa kol kanat germeli takımı ona. Profesyonel yardım getirmeli bu çocuğa. Ama nerede o anlayış, nerede o zihniyet. Psikoloğa “deli doktoru” gözüyle bakanların bu vizyonu sergilemesini beklemek yanlış olur. Diğer taraftan, kendisine psikolog süsü vermiş “mentör” arkadaşların gücü de yetmeyince yardımcı olmaya… Aslında halledilebilecek sorunlar dağ haline geliyor. Varken çaresi yaşananların sadece ah edip vah etmeyi biliyoruz. Ve gencecik yüreğinin içinde biriken öfkenin Arda’yı içten içe yiyip bitirişine şahit oluyoruz.

Bu genç insanın bir zamanlar tek derdi top oynamaktı. Mahallede gazozuna maç yapıp eğlenmek en büyük tutkusuydu. O yüzden bırakın tek sevdası olan oyununa geri dönsün bu çocuk. Tek arzusu olan futbolu ona geri verelim. Kazanmak için değil, keyif aldığı için oynasın topunu. Sevdayla başladığı yolculuğu zehir etmeyelim bu çocuğa. Bırakalım tek derdi yan bahçeye kaçan topunu kızgın komşu teyze kesmeden geri almak olsun. Bırakalım gülsün eğlensin özgürce. Çünkü ancak o zaman Arda gerçekten Arda olacak. Yoksa pek çok yıldız gibi o da kayıp gidecek ve arkasında sadece bir anlık bir iz bırakıp yok olacak… 

Bu içerik 5956 kez okundu

Etiketler: Arda,Arda Turan,Galatasaray,psikolog,piskoloji,ozanser,mutluluk enstitüsü,spor piskolojisi

Bu içeriği ekleyen site : ozanserugurlu.com