Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 20 Temmuz 2011 Çarşamba 12:37 de eklendi, 165 kere paylaşıldı

Şike Bahane Fenerbahçe'yi Düşürmek Şahane

Tek Bir Takıma Yüklenmekle Futbol Temizlenemez!

Futbol demek taraftar olmak demektir. Bu sporun tadı tuzu budur - taraftar olmasa sahadakiler niye o topun peşinde koştursunlar ki? Futbolcuyla birlikte sahadaki binler ve ekrandaki yüz binler, hatta milyonlar çalım yapar, topu rakibin ayağından alır ve sonunda fileleri dalgalandırır.

Çünkü futbol sadece futbol değildir, takımın becerisi, kondisyonu ve direnci aynı zamanda onu tutan taraftarın da becerisi, kondisyonu ve direncidir. Hele milli maçlarda zafer aynı zamanda kazanan ülkenin diğerine olan üstünlüğünün ve gelişmişliğinin de göstergesidir. İsterse milli gelirler arasında uçurumlar olsun, yeşil sahada herkes eşittir. Herkesin yenme şansı vardır. 90 dakika boyunca iki rakip ülkenin ve dahi dünyanın kalbi orada atar. Eğer kazanan “fakir” olan tarafsa, bu aynı zamanda “o” paraya ihtiyaç göstermeden de “adam” olunabildiğinin en güzel göstergesi, en derin gururudur.

Ama futbolu tüm diğer spor dallarından ayıran en önemli özellik, gerçek anlamda “halk” sporu olmasıdır. Bilmem hangi ülkenin hangi geri kalmış köşesinde sokaklarda top koştururken keşfedilip dünya yıldızı olan futbolcuların hayat öyküleri en pembe dizilerden daha pembe değil midir? En fakir ve gariban çocuğun rüyalarını süslemez mi, en büyük umut kaynağı olmaz mı? Hem de dil, din ve ırk farkı gözetmeksizin?

Diğer taraftan Kaka gibi zengin ve elit kesimden gelen veya bir taraftan tıp eğitimi sürdürmeye çalışan “prensler” de aynı derece yakışır bu yeşil sahalara. En başarılı erkeklerin bile akıllarının bir köşesinde başarılı ve ünlü bir futbolcu olmak hayali yatar. Bir zamanlar topun peşinde koşturmuş olmak, Başbakanı en sert karşıtlarının gözünde bile sempatik kılan nokta değil midir?

İşte taraftarı taraftar yapan, bu büyülü karışımın tümüdür. Kimi bu tadı a takımında kime ise b veya c takımında bulur. Tabii hayaller ve umutlar bu denli yüksek olunca, kazanma isteği de o derece yoğun oluyor. Hatta bizim gibi maddi sorunlarını çözememiş ülkelerde daha da fazla, çünkü maçı kazanmak düzenin daimi mağlubu olan birçok taraftara aynı zamanda hayattaki tek gerçek galibiyeti duygusunu tattırıyor.

Bu durumda kural dışı oynamak, yani şike yapmak, dünyanın her yerinde futbolun yakasına yapışmış bir ilettir. Toplumların genel seviyeleriyle ne kadar gelişmişse, bünyeleri rüşvet gibi hastalıklara ne kadar uzaksa, futbolları da o derece “temiz” oluyor. Örneğin İtalya'daki gibi bir futbol skandalına İskandinav ülkelerinde rastlamanız o kadar kolay değildir.

Bunun içindir ki, bir ülkede asla tek bir takımı ve onun yöneticisini genel geçer suçlu ilan ederek futbolu ve tüm diğer sosyal alanları temizlemek mümkün değildir. Biraz aklı ve vicdanı olan herkes bunun böyle olduğunu bilir. Ama ne hikmetse daha ilk günden beri ülkemizde öyle bir hava estiriliyor ki, sanki Fenerbahçe ve özellikle Aziz Yıldırım futbolla ilgili yegâne “kirlenme” kaynağılar, diğer bütüüün takımlar ve yöneticileri ise sütten çıkmış ak kaşıklar.

Futbolla ilgili ne kadar tukaka varsa hepsinin sorumlusu Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım, geri kalanların hepsi ise melek! Fenerbahçe küme düştüğü ve Aziz Yıldırım da mümkünse ömür boyu hapsi boyladığı an, ülkemiz çok şükür karlar gibi ak pak futboluna kavuşacak!

Çünkü Türkiye rüşvet nedir bilmez, çünkü Türkiye devlet ihalelerinde şikenin daniskasını yapmaz, çünkü siyasetçiler birden bire Karun gibi zenginleşmez, sayısız şirketçiklere kavuşmaz, çünkü Adnan Polat ve Yıldırım Demirören Aziz Yıldırım'dan farklı olarak lekesiz bir memuriyetten kulüp yöneticiliğine yükselmiştir, çünkü çünkü çünkü…

Hele Ergenekon'la ilgili özel yetkili mahkeme ve savcılara verip veriştirirken, insanları sadece ‘kuvvetli kanaat' oluştu diye içeri tıkmak adalete aykırı derken, söz konusu Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım olunca alkış tutanlara diyecek söz bulamıyorum.

Demek ki sizin adalet anlayışınız bu kadar güdük ve ikiyüzlü. Yazıklar olsun!

Fenerbahçe düşmanlığı gözünüzü o kadar bürümüş ki, yapılan “temiz” sayfa mı yoksa “benim” sayfam harekâtı mı, onu bile sorgulamıyorsunuz. Bütün bu temizlik operasyonlarının gerçek amacı ne, hiç düşündünüz mü? Acaba gidenlerin yerine kimler gelecek? Umurunuzda mı?

Ah evet, iğnenin ucu size de batarsa elbette ki umurunuzda! Ama söz konusu Fenerbahçe olunca tınmıyorsunuz bile. Yeter ki bir an önce küme düşürülsün, yeter ki mümkün olduğunca büyük maddi zarara uğratılsın. Neymiş, efendim taraftar nasıl olsa takımını yine omuzlar götürürmüş.

Ay, siz ne kadar da akıllı bıdıklarsınız öyle! Bir siz akıllı, geri kalan herkes enayi, değil mi?

Meğer bu ülkede gerçek yiğitler kalmamış da, haberimiz yokmuş. Sayıları ne kadar olursa olsun, gerçek centilmenlikten şaşmayan tüm taraftarlara da selam olsun. Ülkemizde tüm kirlenmişlerin arasında temizler ne kadarsa, sayıları da o kadar işte.

Bu arada Aziz Yıldırım'ın avukatı Faik Işık tek kelimeyle müthiş, gerçekten de söyledikleriyle ışık saçıyor. Dediği gibi herkes kendi kulübüyle ilgili elindeki belgeleri açıklamaya hazır mı? Var mı o yürek?

Hiç sanmıyorum. Ne kadar da sığ insanların ülkesiymişiz. Herkes sadece ve sadece kendi adaletinin, özgürlüklerinin, demokrasisin peşinde. Biz kimleri suçluyoruz ki?

Aynı bataklığın gülleriyiz vesselam.

Zuhal Nakay

http://twitter.com/#!/sadevatandasnet

Bu içerik 126338 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.sadevatandas.net/yorum20072011.htm

Etiketler: Tek Takım Ve Yönetici Üzerinden Şikeyi Temizlemeye Çalışmak,Kirli Toplum=Kirli Futbol,Centilmen Taraftar,Taraflı Eleştirmenler,aziz yıldırım,Adnan Polat,Yıldırım Demirören,Faik Işık

CEVAP : Doğrudur, somut deliller olmadan kimse kimseyi kümeden düşüremez. Ama sanki bazıları daha dereyi görmeden paçaları sıvayıp fırsat bu fırsattır deyip Fenerbahçe mutlaka düşmelidir havası yaratma çabası içersindeler.Somut deliler açıklanırsa tabii ki yargıya saygı göstermek esastır. Bizim itirazımız daha baştan beri Fenerbahçe dışında sanki hiç gerçek suçlu yokmuş gibi davranılmasına. Bir de şu meşhur yasa Nisan 2011’den beri var, ama asla seçimlerden önce asla yürürlüğe sokulmadı. Neden acaba? Tarafsız bir yargının hemen davranması gerekmez miydi? Seçimleri falan dikkate almadan? Bir yasa devreye girecekse bunun en doğru tarihi 1 Ocak değil midir? Gayet tabii ki işlenen suçların yasada bir karşılığı olmalıdır. Ama bu her takım için geçerlidir ve geçerli olmalıdır. Yasa var ise her takım için vardır ve olmalıdır. Yoksa tek hedef daha en baştan beri Fenerbahçe midir? O zaman bunun neden böyle olduğu sorulmalıdır. Cevabı ise futbolun çok dışında, siyasette ve yeni yaratılmak istenen güç odaklarında aranmalıdır. Evet, gerçekten de neden şike iddiaları Fenerbahçe üzerinde yoğunlaşmaktadır? Yoksa bu devasa takım ve taraftarı birilerinin iştahını mı kabartmıştır? Konu gerçekten şikeyse ve futbolu bundan temizlemekse, bütüüün takımlara ve çoook derinlere el atmak gerekir. Yazımda da belirttiğim gibi, neticede aynı bataklığın gülleriyiz biz. Ama bazıların derdi sanki bataklık değil de, gülleri ele geçirmek gibi. Sadece Deniz Feneri davasının süresine ve sürünmecede bırakılmasına bile baktığımızda, tarafsız ve çıkarsız bir adalet anlayışından bahsetmek mümkün mü?

Bu içeriği ekleyen site : sadevatandas.net