Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 29 Ocak 2010 Cuma 8:41 de eklendi, 1 kere paylaşıldı

İnsanları anlamak

“Yahu şu insanları anlamıyorum bir türlü” diyene çok rastlamışsınızdır eminim.

Çok zor olduğunu biliyorum. Zaten çok zor olduğu için tam anlamıyla beceremiyoruz ya. İnsanları anlamaya çalışıyoruz, ya da anlamak istiyoruz. Bu madalyonun sadece bir yüzü. Bir de diğer yüzü var elbet. İnsanları anlamaya çalışmamak, anlamak istememek. 

  Toplumda en çok duyduklarınızdan bir tanesi değil midir bu soru? “Yahu şu insanları anlamıyorum bir türlü” diyene çok rastlamışsınızdır eminim. Meselenin hangi tarafında olduğumuz çok önemli. Anlamak istiyor muyuz, istemiyor muyuz? İnsanları anlamadığını söyleyen kişi, gerçekte insanları anlamaya çabalamış mıdır, yoksa hiçbir çaba sarfetmeden ve hatta anlamak istemezcesine meseleyi savuşturmuştur.

  Kimi toplumlarda bazı insani değerler farklılık gösterebilir. Batı toplumlarında duygusallığa fazla yer yokken, bizim gibi topluluklarda duygusallık ağır basmaktadır. Dolayısıyla tepkiler genellikle duygusal mantık yürütülerek verilmektedir.

Zaten sokaktaki herhangi bir insana, ya da oradaki topluluğa “İnsanları anlamıyorum” gözüyle bakmak mantıklı bir sonuç değildir. İçerisinde duygusal ögeler taşır. Zira insanları anlamak ya da anlamamak o kişiye herhangi bir kazanım oluşturmaz. Kişi kendi işinde gücünde hayatını idame ettirmektedir. İnsanları anlamak istemek, anlamaya çalışmak duygusallığın getirdiği bir süreçtir.

  Bizim konumuz mantıki usullerle meseleleri çözümleyen batı toplumlarındaki uygulamalar değil elbet. Çünkü biz anlamak isteriz. Anlamamız gerekir. Her ne kadar madalyonun arka tarafında, insanları anlamak istemeyen kesim ve onların düşünce tarzı varsa da, yine de duygusal bir millet oluşumuzdan mütevellit insanları anlamaya kafa yormayı tercih ediyoruz.

  Peki anlamak isterken izlediğimiz yöntem ve uyguladığımız metodlar doğru mudur? Esasında yazıya başlarken meselenin sadece bu kısmına değinecektim. Ama yazarken diğer yönleri de kısaca belirtmeden geçemeyeceğimi fark ettim.

  Kim hangi yöntemi uyguluyor, kimlerin metodu doğru. İnsanları anlamak isterken hangi gözle bakıyoruz, hangi yönlerden değerlendiriyoruz. Kısaca empati denilen kavramdaki gibi, kendimizi karşımızdaki insanın ya da insanların yerine koyabiliyor muyuz? Empati yaparak bu soruya doğru yanıtı bulabilecek miyiz? Empati yapmayı biliyor muyuz? Empati yapabiliyorsak, sonuçları doğru değerlendirebiliyor ve sonuca uygun hareket edebiliyor muyuz?

  Gerçek şu ki, tam anlamıyla insanı anlayabilmek, çözebilmek mümkün değil. Öyle olsa zaten hiçbir problemimiz kalmazdı. Kimse kimseyle tartışmaz, kavga etmez, gül gibi geçinip giderdik. Demek ki anlamak o kadar da kolay bir mesele değil.

Peki kendimizi karşıdaki insanın yerine koyabilmeyi başardığımızda onu anlamış mı oluyoruz. Empati yapabilmek ile karşıdakini düşünmek arasında da fark var işte. Bir tanesinde koşullar gereği kendinizi o insan yerinde düşünmek söz konusu iken, diğerinde her türlü duygusal, fiziksel özellikler ile o insanın düşündüklerini düşünmeye çalışmak var.

“Acınızı anlıyorum” cümlesi tanıdık değil mi? Burada yapılmaya çalışılan empati kurabilmektir, ki çok zordur. İnsanları anlamaya çalışmanın birinci ve vazgeçilmez kuralıdır bence. Çünkü empati yapmadan, kendinizi her türlü duygusal ve düşünsel şartlarda karşıdaki insanın yaşadıklarıyla hissettiklerini hissetmeye çalışarak, aynı duygusal tepkileri yaşayabilme çabası olmadan onu anlayamazsınız.


Sevgiyle kalın…

Bu içerik 1435 kez okundu

Etiketler: insan,anlamak,anlayış,empati,sempati

Bu içeriği ekleyen site : murathacioglu.com