Bu içerik 07 Ocak 2012 Cumartesi 1:47 de eklendi, 1 kere paylaşıldı
Kimdir bu Kişisel Gelişim Uzmanları? Kendilerinden başka bir kaynak önermezler mi?
İnsanları biz değil, onlara önerdiğimiz kitaplar, filmler vs. dönüştürür.
Duyduğum gnden beri “Kişisel Gelişim Uzmanı” tabirini anlamış değilim. “İletişim Danışmanı”, “Kariyer Danışmanı“ ve hatta “Kişisel Gelişim Danışmanı” gibi tabirleri daha yerinde buluyorum. Ama “Kişisel Gelişim Uzmanı” ifadesi bana fazlaca anlamsız geliyor. Yani aklıma “kişiliğimin hangi yanının uzmanısınız?” veya “Mürşit misiniz?” vs gibi sorular düşüyor. İnsan beden ve ruh gibi bölümlerle tanımlanıyor. Bedenin bölümleri saymakla bitmez. Ruhla ilgili kısımlarsa daha da karmaşıktır bedende ve maneviî varlığımızda yer alan bölümlerin her birisi de birer uzmanlık alanını oluşturmaktadır. Dolayısıyla, “Kişisel Gelişim uzmanı” olduğunu söyleyen birisi hangi konuya el atmaktadır? Beni hangi konuda nasıl dönüştürmekte veya dönüşmeme nasıl yardımcı olmaktadır?
Kişisel gelişim hangi paradigmaya dayanır?
Ayrıca bir insana sundukları paradigma nedir? Sözgelimi, ailesiyle iletişimi zayıf olan birisinin belki aile kavramıyla ilgili sorunları vardır. Belki ailesini gerçekten ailesi gibi hissetmiyor. Hatta, anne ve babasına, onun dünyaya gelmesine sebep oldukları için kızgın bile olabilir! Büyük ihtimalle, o kişinin aile kavramına daha manevî bir anlam yüklemesi gerekiyor.
Meselâ ben İngilizce öğretmenliği, İngilizce öğrenimi metotları konusunda danışmanlık yanında, iletişim danışmanlığı da yapıyorum. Muhatabım bir satıcı ve hedefi bir takım ürünleri ve hizmetleri de satmak da olsa, bir an geliyor ve insanlara tahammül etmek zorlaşıyor. Onlara, öfke hissediyor olsalar da, muhataplarına gülümsemelerini mi önereyim, yoksa “yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü” mü diyeyim? Hangisi daha anlamlı ve sabrı artırıcıdır?
“Kişisel Gelişim Uzmanlarının” tuhaf önerileri
Bu zevatın bir de ilginç tavsiyeleri oluyor. Mesela birisi, basketbol sahasındaki ayıyı görmemizi bekler, bir diğer beynimizi tam kapasiteyle kullanmadığımızı ve bir başkası da okuldaki temizlik görevlisiyle tanışmamız gerektiğini söyler. Ben basketbol maçı seyrederken, sahada ayı olup-olmadığına bakmam. Çünkü basketbol maçı seyrediyorum. Rivayete göre Michelangelo Buonarroti, Sistine Kilisesinin kubbesine ''Kıyamet Günü'' freskini yaparken, kendisini o kadar unutmuş ki, çizmesi ayağına yapışmış ve çizmesini güç-bela çıkarmışlar. Şimdi o sırada Michelangelo Buonarroti’nin yanından ayı geçse fark eder miydi?
Beynimin kapasitesi var, ya kalbimin?
Beynimizi daha büyük kapasiteyle kullanmaya gelince: Kâinatta ve her yerde zaruretten fazla bir genişlik vardır. Evimizdeki her boşluğu kullanmayız veya doldurmayız. Gökyüzü sadece bedenimiz için değil, gözlerimiz için bile çok geniştir. Beynimizin de her hücresinin dolması gerekmez. Ayrıca beynimiz bir hard disk de değildir. Çünkü hard disk depoladığı şeylerle duygusal bağ kurmaz, ama biz kuruyoruz. Seyrettikten sonra, beni günlerce etkisi altında bulundurmuş olan filmler vardır. Yani beynimin kapasitesini artırmak, bilgiyle doldurmak ve her konuda farkındalık içinde olmak, benim gerçek bir ihtiyacım mıdır veya duygusal anlamda kaldırabileceğim bir yük müdür?
Seminer salonunun önündeki dilenci
Beni en çok güldüren iki örnek de, seminer vereceği salonun önünde farklı bir kıyafetle dilenen konuşmacı ve okuldaki temizlikçinin ismini sınavda soran diğer bir “uzmandır”. Birinci konuşmacı yine gereksiz bir farkındalık testi yapmıştır. Ben bir seminere giderken kapıdaki dilenciye dikkat ederim, çünkü ben bir yazarım. Aşırı bir gözlem yapma alışkanlığım var ve bu beni fazlasıyla yoruyor. Bu tavrı herkese de tavsiye etmiyorum. Yani seminere yetişmeye çalışan birisi neden kapıdaki dilenciye dikkat etsin? Ayrıca, o dilenci de farklı bir tipi ve duruşu olan bir karakteristik bir tip değil, sıradan bir Türk erkeğidir. Benim dikkatimi neden çeksin ki?
Temizlik görevlisiyle kanka olmak
Okuldaki görevlinin adını sınavda soran kişi ise bana hepten traji-komik gelir. Siz bir görevlinin adını sorarsanız, ertesi gün sizinle konuşmaya ve daha sonra dertleşmeye başlar. Bunda bir tuhaflık yoktur. Ama bir gün, onun belki de sigortasız olarak, ayda 600-700 TL gibi bir komik ücretle ve günde 10 saat çalıştırılıyor olduğunu öğrenirsiniz. Ondan sonra ne okul müdürünün ne de öğretmenlerin yüzlerine bakabilirsiniz! Ben okula eğitim almaya mı gidiyorum yoksa çözemeyeceğim sıkıntıları yüklenmeye mi?
Türkiye’de değerler karmaşası vardır
Türkiye’de bireylere kişisel gelişim anlamında yardımcı olmaya çalışan bir eğitimci, Türkiye’deki değerler karmaşasını ele almadan ve bunun birey üzerindeki etkilerini vurgulamadan, muhatabına nasıl yardımcı olabilir? Sözgelimi İngilizce öğretmenisiniz her Türk vatandaşında az-çok olan Osmanlı gururunu ele alıp, bunun dil öğreniminde bir engel olabildiğini vurgulamadan ve bu konuyu çözmeden, ona nasıl İngilizce öğretebilirsiniz? Çünkü kişi, size para verip zaman ayırdığı hâlde, farkında olmadan bu konuda direnç göstermektedir. Çünkü yabancı dil öğrenmenin çok yaygın olduğu bir geçmişe sahip değildir.
Neden “Kişisel Gelişim uzmanları” kitap önermezler?
Bir de bu zevat kitap önermezler. Bunda muhatap kitlenin de kabahati vardır. Çünkü kişisel gelişim olayı bir sahne işine dönmüştür. Seyirciler, kitap, film vs önerisi değil, duygulanmayı, manipüle edilmeyi ve çabucak sonuç veren tavsiyeler isterler. Hâlbuki gerçek dönüşüm, kaliteli kitaplarla, kaliteli filmlerle, kaliteli insanlarla zaman geçirmeye dayanan ve pratik uygulamalar içeren bir süreçle mümkün olur. Ancak diktatörler ve manipülasyoncular insanlara kitap okumayı önermezler. Telefonda konuşma teknikleri öğreten birisinin kitap önermemesi çok şaşırtıcı olmaz, ama olumlu düşünmek üzerine seminerler veren birisi, kitlesine olumlu düşünceyi destekleyen ve çeşitli edebî türlerde kitap önerebilir ve önermelidir. Cem Yılmaz’ın kendisinden başka bir komedyeni tavsiye etmemesini anlarım, ama kendisine “Kişisel Gelişim Uzmanı” diyen birisi neden muhataplarına, kendi kitaplarından başka kitapları da önermez? Burada kendisini takip eden kitleyi sürekli olarak kendisine muhtaç, sürekli takipçi ve entelektüel anlamda esir durumunda tutma çabası görüyorum.
Bir insanı, onun kendi hedeflerine doğru dönüştüren şeyler, kitaplar, filmler, şiirler, hikâyeler, kaliteli insanlar gibi kaynaklar ve uygulama dolu bir süreçtir.
İnsanlara yol göstermeyin demiyorum kendinize esir etmeyin diyorum!
Savaş ŞENEL
İngilizce Eğitim Danışmanı
& İletişim ve Yazarlık Koçu
Bu yazıma eşlik eden melodi: Al Di Meola "Heru Mertar-Uzaklara Gitme "
Bu yazımla ilgili film önerim: The Edge (1997)
Bu yazımla ilgili olarak kitap önerim: Savaş ŞENEL: “Hayatı Iskalama Lüksün Yok!”
Bu içerik 1604 kez okundu
İçeriğin Orjinal Hali
http://www.savassenel.com/index.php/yazilarim/41-makaleler/125-babakanimizin-sndrm-sstem-amelyati-ve-ksel-gelm-uzmanlari.html
Etiketler: kişisel gelişim,gelişim,mürşitler,mürşit,kitap,kitaplar,film,filmler,sinema,Tiyatro

Bu içeriği ekleyen site : savassenel.com/
Kadınlar nasıl kandırılırlar?
Yaşam28 Kasım 20112931 kez okundu
Kimler kadınları daha iyi tanırlar. Kitap kurtları mı? Yoksa gönül hırsızları mı?
02 Aralık 2011Yaşam987 kez okundu
Seksi olmak, Lady Gaga ve Çin malları arasındaki ilişki
19 Aralık 2011Yaşam4988 kez okundu
Sevginiz sevdikleriniz için hayat mı? Yoksa musallat mı?
04 Ocak 2012Yaşam373 kez okundu
Sadık kalmak isteyen erkeklerin el kitabı bölüm 1
13 Ocak 2012Yaşam2528 kez okundu
Çiçekler, Kitaplar, filmler vs ve Medyatik Terapi
21 Ocak 2012Eğitim108 kez okundu
RASTGELE BAŞLIKLAR
- Astro – Güneş-1BilimGüneş'in incelenmesi, yapısı hakkında detaylara girilmesi Gök Bilim için büyük önem taşır.
- Sancaktepe “2012 Yılının En iyi Güreş Takımı” seçildiBölgeselYılının En iyi Güreş Takımı seçilen Sancaktepe Belediyespor Güreş Takımı’nın ödülünü Belediye Başkan
- Astro – Güneş-2BilimAstro – Güneş-2
24 Mayıs Perşembe, 2012