Monte Kristo: Ekmek ve tuzun hikayesi
monte-kristo
Madam, kontun kolunda kış bahçesine giden ağaçlıklı yolda ilerliyordu…-Benim kızlık soyadımı bil
Madam, kontun kolunda kış bahçesine giden ağaçlıklı yolda ilerliyordu…
-Benim kızlık soyadımı biliyor musunuz mösyö?
Bu sefer titreme sırası Monte Kristo’ya gelmişti. Sesindeki heyecanını yutkunarak bastırmaya çalıştı.
-Hayır madam… Ama inanın bunu öğrenmek gibi bir merakım yok!
-Adım Mersedes mösyö! Bu isim size bir şey hatırlatıyor mu?
-Hayır madam… Kesinlikle!
-Ya Katalan köyü?
-Söylediklerinizden hiç bir şey anlamıyorum madam!…
-Özür dilerim mösyö! Söylediklerimi unutun… Size özel bir soru sorabilir miyim?
-Sizi dinliyorum madam…
-Oğlum Albert’in yanınızda iken emniyette olacağına söz verebilir misiniz?
-Oğlunuzu ölümden kurtardığımı biliyorsunuz madam…
-Beklediğim cevap bu değildi mösyö!…
-Sorunuzun ne anlama geldiğini bilmemekle beraber söz veriyorum madam…
-Ah, sağolun efendim. Buna çok sevindin. Tereddüdümü bir annelik içgüdüsü olarak kabul ediniz lütfen!
-Ben bekâr biriyim madam… Evlat sevgisinin ne olduğunu bilemem… Hislerinize ortak olamadığım için beni affedin!…
-Bağışlanacak biri varsa o da benim!…
Kont cevap vermedi. Dallarlı meyve yüklü ağaçların yanından geçiyorlardı. Mercedes, siyah üzümlerle dolu bir asmaya yaklaştı. Bir salkım kopararak, göz kapakları ıslak, hüzünlü bir sesle:
-Ahh mösyö, oğlum Albert için buyurun.
Kont saygı ile eğilirken bir adım geriye attı:
-Özür dilerim madam! Ben siyah üzüm sevmem!…
Hıçkırıklarına hâkim olamayan Mersedes üzüm salkımını yere fırlattı… Dalları aşağıya eğilmiş bir şeftali ağacına yaklaştı. Bir şeftali kopardı ve yalvaran bir sesle:
-Buyurun mösyö! Sakın şeftali sevmediğinizi söylemeyin!… Aksi takdirde sevdiğiniz bir meyve buluncaya kadar bahçeyi dolaşacağım…
Monte Kristo kararlı bir ifade ile:
-Canım bu akşam meyve yemek istemiyor madam. Beni anlamaya çalışın…
Mersedes’in hıçkırıkları boğazında düğümlendi. Yalvaran bakışlarıyla konta dönerek:
-Mösyö! Doğulu olduğunuzu söylemiştiniz… Arapların güzel bir geleneği vardır “Aynı çatı altında ortaklaşa yenen ekmek ve tuzun hakkı unutulmaz ve dostluğu da ebedidir!”
Yukarıdaki pasaj Ezel dizisinin alıntı yaptığı Alexandre Dumas’ın ünlü eseri Monte Kristo Kontu’na (Le Comte de MonteCristo- Count of Monte Cristo) ait. Klasikleşmiş bu eseri herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Özellikle diyalogları okurken sanki o yanı yaşıyormuş gibi hissedeceksiniz.
“Sevdiğiniz meyveyi bulana kadar bahçeyi dolaşacağım.” diyor Mersedes. Kaç kişi vardır sevdiği için bütün meyve bahçelerini dolaşan?
“Aynı çatı altında ortaklaşa yenen ekmek ve tuzun hakkı unutulmaz ve dostluğu ebedidir.” diyor Mercedes! Bu sözün yoruma ihtiyacı var mı sizce?
Aynı çatı altında yüzyıllarca yaşadık. Ortaklaşa çalıştık, savaştık, yaşadık. Ortaklaşa ekmeksiz, tuzsuz, şekersiz kaldık. Ve yine aynı çatı altında ekmeğimizi tuzumuzu yedik! Bunun dostluğu ebedidir. Unutulamaz!
Bu yazım “ekmeğin ve tuzun hakkını unutup dostluğu bozanlaradır.”
Bu içerik 1015 kez okundu
İçeriğin Orjinal Hali
http://www.ayhandemiral.com/?p=3875
Etiketler: alexandre dumas,cristo,dostluk,ezel,katalan,kitap,mercedes,mersedes,roman
1465696 tüm yorumları (1) 18/05/10 10:53

Çekim yasası ile istediğinizi elde etmek?
Yaşam07 Ağustos 20092663 kez okundu
Ne İstiyorsunuz?
07 Ağustos 2009Yaşam1124 kez okundu
Şarkılar, Kadın ve Marş
07 Ağustos 2009Yaşam1006 kez okundu
Sokrates’in kadın felsefesi
07 Ağustos 2009Yaşam1551 kez okundu
Çakma Kızların El Kitabı- 2
10 Ağustos 2009Yaşam14621 kez okundu
Giresun Adası-Aretias-Yok Olmasın!
25 Ağustos 2009Doğal Hayat-Çevre1586 kez okundu
- Nostalji... Sinema - (Yıl-1950)Kültür-Sanat1980'lerden sonra ise bilgisayar teknolojisi sinemayla kullanılmaya başlandı.
- Günümüz güzel ve hoş olsunYaşamTabi ki anlayana "Sivri sinek saz" misali.
- Vos Vos "Volkswagen" Tosbağa - 1967OtomobilYIL-1967 Rahmetli babam, Istanbul -Topkapı gümrügünden 40.000-TL`ye Volkswagen satın almıştı.
24 Mayıs Perşembe, 2012