Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 10 Mayıs 2010 Pazartesi 11:43 de eklendi, 3 kere paylaşıldı

Monte Kristo: Ekmek ve tuzun hikayesi

monte-kristo

Madam, kontun kolunda kış bahçesine giden ağaçlıklı yolda ilerliyordu…-Benim kızlık soyadımı bil

Madam, kontun kolunda kış bahçesine giden ağaçlıklı yolda ilerliyordu…

-Benim kızlık soyadımı biliyor musunuz mösyö?

Bu sefer titreme sırası Monte Kristo’ya gelmişti. Sesindeki heyecanını yutkunarak bastırmaya çalıştı.

-Hayır madam… Ama inanın bunu öğrenmek gibi bir merakım yok!
-Adım Mersedes mösyö! Bu isim size bir şey hatırlatıyor mu?
-Hayır madam… Kesinlikle!
-Ya Katalan köyü?
-Söylediklerinizden hiç bir şey anlamıyorum madam!…
-Özür dilerim mösyö! Söylediklerimi unutun… Size özel bir soru sorabilir miyim?
-Sizi dinliyorum madam…
-Oğlum Albert’in yanınızda iken emniyette olacağına söz verebilir misiniz?
-Oğlunuzu ölümden kurtardığımı biliyorsunuz madam…
-Beklediğim cevap bu değildi mösyö!…
-Sorunuzun ne anlama geldiğini bilmemekle beraber söz veriyorum madam…
-Ah, sağolun efendim. Buna çok sevindin. Tereddüdümü bir annelik içgüdüsü olarak kabul ediniz lütfen!
-Ben bekâr biriyim madam… Evlat sevgisinin ne olduğunu bilemem… Hislerinize ortak olamadığım için beni affedin!…

-Bağışlanacak biri varsa o da benim!

Kont cevap vermedi. Dallarlı meyve yüklü ağaçların yanından geçiyorlardı. Mercedes, siyah üzümlerle dolu bir asmaya yaklaştı. Bir salkım kopararak, göz kapakları ıslak, hüzünlü bir sesle:

-Ahh mösyö, oğlum Albert için buyurun.

Kont saygı ile eğilirken bir adım geriye attı:

-Özür dilerim madam! Ben siyah üzüm sevmem!…

Hıçkırıklarına hâkim olamayan Mersedes üzüm salkımını yere fırlattı… Dalları aşağıya eğilmiş bir şeftali ağacına yaklaştı. Bir şeftali kopardı ve yalvaran bir sesle:

-Buyurun mösyö! Sakın şeftali sevmediğinizi söylemeyin!… Aksi takdirde sevdiğiniz bir meyve buluncaya kadar bahçeyi dolaşacağım…

Monte Kristo kararlı bir ifade ile:

-Canım bu akşam meyve yemek istemiyor madam. Beni anlamaya çalışın…

Mersedes’in hıçkırıkları boğazında düğümlendi. Yalvaran bakışlarıyla konta dönerek:

-Mösyö! Doğulu olduğunuzu söylemiştiniz… Arapların güzel bir geleneği vardır “Aynı çatı altında ortaklaşa yenen ekmek ve tuzun hakkı unutulmaz ve dostluğu da ebedidir!”
Yukarıdaki pasaj Ezel dizisinin alıntı yaptığı Alexandre Dumas’ın ünlü eseri Monte Kristo Kontu’na (Le Comte de MonteCristo- Count of Monte Cristo) ait. Klasikleşmiş bu eseri herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Özellikle diyalogları okurken sanki o yanı  yaşıyormuş gibi hissedeceksiniz.

“Sevdiğiniz meyveyi bulana kadar bahçeyi dolaşacağım.” diyor Mersedes. Kaç kişi vardır sevdiği için bütün meyve bahçelerini dolaşan?

“Aynı çatı altında ortaklaşa yenen ekmek ve tuzun hakkı unutulmaz ve dostluğu ebedidir.” diyor Mercedes! Bu sözün yoruma ihtiyacı var mı sizce?

Aynı çatı altında yüzyıllarca yaşadık. Ortaklaşa çalıştık, savaştık, yaşadık. Ortaklaşa ekmeksiz, tuzsuz, şekersiz kaldık. Ve yine aynı çatı altında ekmeğimizi tuzumuzu yedik! Bunun dostluğu ebedidir. Unutulamaz!

Bu yazım “ekmeğin ve tuzun hakkını unutup dostluğu bozanlaradır.”

www.ayhandemiral.com

 

Bu içerik 1015 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.ayhandemiral.com/?p=3875

Etiketler: alexandre dumas,cristo,dostluk,ezel,katalan,kitap,mercedes,mersedes,roman

Bu içeriği ekleyen site : ayhandemiral.com/