Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 27 Ekim 2009 Salı 14:19 de eklendi

Yama olmak

Arada sırada da olsa, etrafına yama olmalı insan!

Patch Adams’ı 10 yıl önce seyretmiş, ve adından başka film ile ilgili her şeyi unutmuş olabilirsiniz. Komik, müthiş ve ilham verici veya fazla siyah-beyaz, karikatürize ve yapış yapış bulmuş olabilirsiniz. Film olarak fena olmadığını ama gerçek Patch’i yansıtmadığını, esas kızı öldürerek dramaya dram katmanın şart olmadığını, Robin Williams’ın bu rol için uygun olduğunu ama yaşlı kaçtığını düşünüyor olabilirsiniz. Veya sadece bu konunun nereye gittiğini merak ediyor da olabilirsiniz.

Şuraya gidiyor:

Patch Adams’ı yeni seyrettim. Bıkana kadar bu film hakkında yazmayı planlıyorum.

Başrolünde Robin Williams’ın yer aldığı film, Gesundheit Institute’un kurucusu, doktor, palyaço, yazar, insansever Hunter “Patch” Adams’ın yaşam öyküsünü anlatıyor. Ama benim esas derdim filmi veya Patch’in yaşam öyküsünü özetlemek değil. Derdim özellikle bir sahneyi anlatmak.

Filmin en başlarında, Patch intihara eğilimli, yolunu kaybetmiş bir adam olarak, bir psikiyatri kliniğine yatmaya karar verir. Burada tanıştığı akıl hastalarıyla değişik bir şekilde iletişim kurabildiğini ve onlara yardım edebildiğini gördüğünde, doktor olmak ve hayatını insanlara yardım etmeye adamak istediğini farkedecektir.
 
Bu hastalardan biri, zamanının parlak mühendislerinden Arthur Mendelson’dur. Baş parmağı avucuna doğru bükük, diğer parmaklarını göstererek “Kaç görüyorsun?” diye sorduğunda, “4” cevabını alırsa müthiş sinirlenmesi dışında “normal” sayılabilecek, komik bir ihtiyardır Arthur. Aynı zamanda da “Probleme odaklanma, probleme odaklanırsan çözümü asla göremezsin.” gibi laforizmalar eden bir filozoftur.

Patch, başta kendisiyle takışan bu ihtiyarın derdini anlamak, ve daha önce geçemediği “Kaç görüyorsun?” testinin doğru cevabını öğrenmek umuduyla Arthur’un odasına gider bir akşam. Arthur masasında pürdikkat çalışmaktadır, başta Patch’i pek ciddiye almaz “Sen de şu her şeyi bildiğini sananlardansın, değil mi?” diye dalga geçer onunla.

Derken Patch, Arthur’un kağıt bardağının kahve sızdırdığını farkeder, bir parça seloteyple bardağın delik kısmını bantlar. Arthur hayretle döner Patch’e, belli ki uzun süredir kimse onun için hiç bir şey yapmamıştır. Daha önce terslediği genç adamı tekrar denemeye karar verir.

Öğreniriz ki, Arthur’un istediği cevap 4 değil 8’dir. Arthur’un tavsiyesine uyarak “problem”e, yani direkt olarak parmaklara odaklanmadan, parmakların ötesine baktığı  zaman görüşü bulanan Patch, “doğru” cevabı görür.

Evet, pratikte saçma bir derstir bu ama teoride hiç fena değildir. Arthur’un esas anlatmaya çalıştığı şudur çünkü:

Arthur:  Başka kimsenin göremediğini gör. Herkes gibi olma kaygısından, korkudan, tembellikten diğer herkesin görmemeyi seçtiğini gör. Dünyayı her gün yeni bir gözle gör! Aslına bakarsan, doğru yolda sayılırsın. Eğer burda kaçık, huysuz ihtiyarın tekinden başka bir şey görmüyor olsaydın, buraya gelmezdin.

Patch:  Sen bana baktığında ne görüyorsun peki?

Arthur:  Bardağımı tamir ettin. Sonra görüşürüz… Patch.

Arthur’la konuşmasından kısa süre sonra akıl hastanesinden çıkar Patch ve tıp fakültesinin yolunu tutar. Arthur’un kendisine taktığı, yama anlamına gelen bu isim, Patch’in gerçek isminin yerini almakla kalmaz, onun hayat ve hekimlikle ilgili görüşünü özetler hale gelir: Tanıdığı tüm hastalar için, etrafındaki tüm insanlar için, öyle ya da böyle bir “yama” olmak. Tüm arkadaşları ona Patch derken, engizisyon yargıcı kılıklı, elitist ve soğuk okul dekanı, ısrarla gerçek ismiyle hitap eder yola getirmeye ve sözümona doktor yapmaya çalıştığı Patch’e, bu da dekanın hayat ve hekimlikle ilgili görüşünü özetler bir durumdur. Dekanın yarattığı koyu fonun üzerinde, Patch’in neşesi, rengi, sıcaklığı çok çarpıcıdır.

Buram buram Hollywood kokan bir film Patch Adams, evet, ve bazı açılardan çok karikatürize edilmiş, ama önemli değil. Önemli olan şu: 

Zamanının, fikrinin bir parçasını başkalarına ayırıp, birilerine veya bir şeylere “yama” olabilmeli insan.

Kalıcı, sapasağlam da olsa sadece o günü kurtarmaya da yetse, farketmez.

Başkalarının dertlerini sarararken, kendinizinkileri de farketmeden iyi ediyorsunuz aslında.

Arada sırada da olsa, etrafına yama olmalı insan.

Elif İnce

Bu içerik 412 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.bakbuiyihaber.com/2009/06/02/patch/

Etiketler: Yardım,yaşam

Bu içeriği ekleyen site : bakbuiyihaber.com