Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 22 Ocak 2010 Cuma 14:24 de eklendi

Ziynet eşyası davaları, alınacak önlemler ve kanunlar

kaçan-gelin

Bu duruma maruz kalmamak için erkeklerin alması gereken tedbirler ve önlemler anlatılacaktır.

Önceki yazılarda altınlarla, ziynet eşyalarıyla düğünden, gerdekten ya da evden kaçan kadınlardan ve kocalarından bahsedilmişti. Şimdi bu duruma maruz kalmamak için erkeklerin alması gereken tedbirler ve önlemler anlatılacaktır. Ayrıca bu konuda emsal yargıtay kararlarından örnekler verilecektir. Burada bahsi geçen maddeler elbette bilinçli ve güvenli evlilik yapacak olan erkekler için değil, bir önceki yazıda bahsedilen erkekler içindir.

Öncelikle ne kadar âşık olsanız da, gözünüz kör olsa da lütfen aşağıda yazılanları mutlaka gözden geçirin. Sonradan “Demedi, demeyin!”

    1- Kesinlikle evlenmek için acele etmeyin. İlk gördüğünüz kadına hemen evlenmek için baskı kurmayın. En az 3–4 ay onu tanımak için kendinize fırsat verin.

    2- Ailesi ve arkadaşları ile tanışın. Yaşadığı yeri ve çalıştığı işi bilin. Eğer sizi arkadaşlarından ya da ailesinden, işinden uzak  tutmaya çalışıyorsa dikkatli olun.

    3- Yalnız ya da sadece abi, abla, baba vs. ile yalnız yaşadığını söylüyorsa, bu kişilerin gerçekten var olduğunu anlamaya çalışın.

    4- Eve yeni taşındıklarını, semti bilmediklerini söylüyorsa, bunun doğruluğunu araştırın. Nerden gelmiş, ne kadar kalmış vs. Muhtar size bilgi verecektir.

    5- Mutlaka nüfus bilgilerini kontrol edin. İsimlerin, adres ve kimlik bilgilerinin doğruluğunu kontrol edin.

    6- Evlenmek için sizden senet, çek, anlaşma vs. istiyorsa ve siz hala evlenmek istiyorsanız sözüm yok.

    7- Ölmüş babasının, anasının maaşını almak için resmi nikâha yanaşmıyorsa, bu kadınlardan uzak duracağınız gibi 300–500 liraya tamah etmek ne kadar dürüstlüktür?

    8- Özellikle yaşlı erkekler sözüm size! Genç bir kadınla evlenmek için, kadın üzerine ev, arsa vs tapusu yapıyorsanız, bankadaki paranıza ortak ediyorsanız: bu kadın ya sizi terk edecek ya da sizin ölmenizi bekleyecektir.

    9- Özürlü çocuklarını belli bir bedel karşılığı evlendirmek isteyen aileler! Bu konuda çok dikkatli olun ve çocuklarınızı tek başına bırakmayın.

    10- İnternetten evlilik kurmak isteyenler! Bu konuda çok mağdur olduğunu bilin. Çete eline düşenler bile var. Siz, çakma bir resimdeki kadınla evlilik hayalleri kurarken daha sonradan şantaja mağdur kalmayın. Bu konudaki yazım daha sonra gelecek. Konu bayağı uzun.

    11- Çöpçatan TV programları vasıtası ile evlenmek isteyen erkekler! Bunların çoğu zaten kurmaca. Henüz boşanmamış ya da hala imam nikâhlı bir kadın ile sonradan hayatınızın çilesini yaşamak istemiyorsanız, bu gibi programlara çıkıp kendinizi maymun edip, rezillik çekmeyin. Bu programları da asla izlemeyin.

    12- Yaşlı babası, dedesi evlenmek isteyen erkekler! Gerçekten tanıdığınız, mahallenizden, köyünüzden yaşına uygun biri varsa tamamdır. Ama illa genç kadın istiyorsa, evlilik yerine onun geçici hevesini sonlandıracak başka çözümler düşünün.

Son olarak Diyelim ki her şey tamam. Uygun kadın bulundu. Evlilik tarihi belirlendi. Artık düğün ya da nikâh başlayacak. İçinizde hala “Altınlarla kaçar mı?” düşüncesi varsa: Onun da kolayı var. Nasıl mı?

Takılan tüm altın, para vs. gibi ziynet eşyalarını kesinlikle gelin tarafının korumasına bırakmayın. Ailenizden güvendiğiniz birisi bunlara sahip çıksın. O gece, takıları mümkünse şifreli kasada saklayın. Ertesi gün bunları ya nakite çevirip banka hesabı açın ya da kiralık kasalarda saklayın.

Kadın bu takılardan takmak istiyorsa bir bilezik, bir yüzük, bir de kolye yetmez mi? Şimdi zengin kadınlar bile orijinal takılar değil ya çok ucuz ya da sahte takılar takıyor. Ayrıca bunun risklerini de düşünün. Unuttunuz mu bilezik için kol kesenleri? Eğer sizden takıların evde kalmasını istiyorsa kesinlikle düşünmeniz gerekir. Kollarında 15 bilezik, kulağında Reşat küpe, boynunda çift dolayım zincir, parmağında 7 taş pırlanta bulunan kadından hoşlanıyorsanız elbette sözüm yok.

Diyelim ki kadın bütün takılarla evden kaçtı. Bu durumda pek de şansınız yok gibi. Çünkü medeni kanuna göre ziynet eşyası “takı olarak” değerlendiriliyor. Yani kadının üzerinde taşıdığı her şey kadına aittir. Yanında, üzerinde götürebilir. Ayrıca bu ziynet eşyaları evlilikte “sonradan kazanılmış ortak kazanç” olarak ta görülmüyor. Kadına kalan miras da aynı şekilde ortak kazanç sayılmıyor. Bakınız Ek–1

Son olarak Kadın gerdek gecesi, düğün gecesi, evlendikten 10 gün sonra vs kaçtı ise bunda sadece  kadınların suçu yoktur. İlk günden itibaren şiddete maruz kalanlar, dayak yiyenler, hakaret edilenler, köle gibi çalıştırılanlar, cinsel istismara uğrayanlar, ahlaki zorlamalara maruz kalanların sayısı da az değil. Bu durumda kadın, çaresizlikten, derdini kimseye anlatamamaktan bunalıp evden kaçıyor. Kadın tek başına ise mecburen -kendisini maddi olarak az da olsa rahat ettirecek- ziynet eşyalarını da yanına alıyor. Bu durumda hiç te hayıflanmanıza gerek yok.

Ama yok! Gerçekten mağdursanız, kandırılmışsanız  giden ziynet eşyalarının peşine asla düşmeyin! O gece ilaçlı gazoz içmemişseniz, bunu o muhteşem geceye sayıp bir de “Allah beni korumuş” deyip,  üzerine bir bardak su için. Kaçandan hayır gelir mi yahu?

Herkese hayırlı bir evlilik ve yuva dileklerimle,

www.ayhandemiral.com

 
 
Ek–1: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda karı-koca arasındaki bir davada, eşyaların bedelinin kadına ödenmesine hükmeden yerel mahkeme kararını bozdu. Daire, kararında, “hayat deneylerine göre” ziynet eşyalarının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması gerektiğine işaret ederek, kadının evden ayrılırken ziynet eşyalarının zorla elinden alındığını kanıtlaması gerektiğini belirtti. Ziynet eşyalarının davalı koca tarafından korunmaya terk edilmesinin olağana ters düştüğü ifade edilen Daire kararında, “Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle, evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir” denildi.( 18.08.2009 A.A.)
 
 
 
 
 
Ek-2 :
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2008/2–525
K. 2008/537
T. 17.9.2008
• ÇEYİZ VE ZİYNET EŞYASI İSTEMİ ( Tercih Hakkı Bulunan Davacının Çeyiz Eşyalarının Aynen Teslimini İsteyebileceği Gibi Bedelini de İsteyebileceği )
• ÇEYİZ EŞYALARININ AYNEN İADESİ ( Tercih Hakkı Bulunan Davacının Çeyiz Eşyalarının Aynen Teslimini İsteyebileceği Gibi Bedelini de İsteyebileceği )
• EŞYA BEDELİ ( Çeyiz Eşyalarının Bedeli İstendiğine Göre Yıpranma Bedelleri Düşülerek Eşyaların Değerine Hükmedilmesi Gerektiği )
1086/m.74
4721/m.220
[B]ÖZET: Dava, çeyiz ve ziynet eşyası istemine ilişkindir. Tercih hakkı bulunan davacı çeyiz eşyalarının aynen teslimini isteyebileceği gibi bedelini de isteyebilir. Çeyiz eşyalarının bedeli istendiğine göre, yıpranma bedelleri düşülerek eşyaların değerine hükmedilmelidir[/B].
DAVA : Taraflar arasındaki “ziynet ve eşya iadesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ( Ankara Onuncu Aile Mahkemesi )’nce davanın reddine dair verilen 08.11.2006 gün ve 2005/655 E. 2006/1078 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi’nin 27.12.2007 gün ve 2006/22240 E. 2007/17951 K. sayılı ilamı ile
( … 1- Toplanan delillerden davacı kadının fiziksel şiddete uğrayarak evden ayrılmak zorunda kaldığı ve çeyiz senedinde yazılı olup talep edilen ziynet eşyalarının davalıda kaldığı anlaşılmakla, ziynet eşyaları yönünden davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davacı kadın, dava konusu diğer eşyalarına yönelik bedel isteminde ( HUMK m. 74 ) bulunmuştur. Davacı kadın, dava konusu olup davalı koca yanında kalan eşyalarına yönelik bedel isteminde bulunabilir. Mahkemece yapılacak iş dava konusu eşyaların dava tarihindeki yıpranma değerleri de düşülerek bedele hükmetmekten ibarettir.
Bu yön gözetilmeden davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile diğer eşyalar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, çeyiz ve ziynet eşyası istemine ilişkindir.
Davacı vekili, çeyiz senedinde yazılı olan çeyiz eşyaları ve cihazların davacıya ait olduğunu, eşyaları davalı ve ailesinin kullandığını, cihazları da davacıdan alarak yatırıma dönüştürdüklerini ileri sürerek çeyiz senedinde yazılı eşyaların bedeli olan 43.018,80 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının evi terk ettiğinde altınları beraberinde götürdüğünü, taraftara ait eşyaların tamamının bulunduğu haliyle fiili ayrılıktan itibaren kullanılmamış şekilde muhafaza edildiğini, bu eşyaların tamamını aynen teslime hazır olduklarını, bu nedenle aynen teslime hazır oldukları malların bedelinin talep edilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Yerel mahkemece ziynet eşyalarına ilişkin dava ispat edilemediğinden, diğer eşyalara ilişkin dava ise, davalı aynen teslime hazır olduğundan davacının eşyaların bedelini istemekte hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş, mahkeme aynı gerekçe ile önceki kararında direnmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, çeyiz senedinde yazılı olup da talep edilen ziynet eşyalarının davalıda kaldığının kanıtlanıp kanıtlanamadığı davacı kadının, davalının aynen muhafaza edildiğini ve teslime hazır olduğunu iddia ettiği eşyaların aynen iadesi yerine bedelini istemekte hukuki yararı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargılama sırasında dinlenen tanıklar davacı kadının baba evine zorla gönderildiği ve üzerinde sadece giysileri bulunup, ziynet eşyası bulunmadığı şeklinde beyanda bulunduklarından, ister ziynet eşyaları satılıp kocanın sermayesine katılmış olsun, ister kadının baba evine götürmediği belirlenmiş bulunsun, sonuç değişmeyeceğinden, tanık beyanlarında ziynet eşyalarının kadının yanında bulunmadığı açık ve net olarak anlaşıldığından, ziynetlerin kocada kaldığının kabulü gerekir.
Çeyiz eşyaları yönünden ise, davacının dava açarken tercih hakkı bulunmaktadır. Eşyaların aynen teslimini isteyebileceği gibi bedelini de isteyebilir. Davacı da bu tercih hakkını kullanarak eşyaların bedelini istediğine göre eşyaların bulunduğu mahalde keşif yapılarak, kullanılıp kullanılmadıklarının belirlenmesi, kullanılmış iseler yıpranma bedellerinin düşülmesi sonucu belirlenecek bedele hükmedilmesi gerekir.
O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nın 429. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. Alıntı:İnternet kaynakları

Bu içerik 864 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.ayhandemiral.com/?p=3342

Etiketler: altın,çete,dava,davalı,Düğün,emsal,erkek,gerdek,güvenli evlilik

Bu içeriği ekleyen site : ayhandemiral.com/