İnsan Hayatı Bu Kadar Ucuz Mu?
İnsan Hayatının Değeri = Toplumun Genel Seviyesi
'İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?' sorusunun cevabı: Eğer söz konusu olan Türkiye gibi bazı temel meselelerini halletmemiş bir ülkeyse, evet.
Önce çocuklardan başlayalım, aslında son derece güvenli olması gereken evlerinde oynayan çocuklardan. Minik çocukların penceresi açık odada veya balkonda yalnız bırakılmayacağının anlaşılması için, daha kaç tane bebenin yere çakılıp can vermesi gerek?
Çocukları bu kadar sevdiğin söyleyen ve en az 3 adet doğrulmasını teşvik eden bir iktidar neden bu basit ihmaller sonucu oluşan ev kazalarının önlenmesi için reklamların arasında eğitici kısa klipler yayınlamaz? Örneğin oturma koltuğunu pencerenin dibine yerleştiren ve onu da açık bırakan ebeveynlerin çocuklarına ölümcül bir tuzak hazırladıklarını gösteren? Ya da sokakta çocuğunun elinden tutan ve onu trafiğin olduğu taraftan yürüten anne ve babaları ezilme tehlikesine karşı uyaran?
Bu gibi basit ihmaller sonucu daha kaç minik canı kurban vereceğiz?
Bir de kahredici ihmaller var, örneğin para çekme makinesinin panodaki kaçağı yüzünden annenin yanında getirdiği çocuğun akıma kapılması ya da sokakta açık bırakılan kapak yüzünden annesinin elinden kayıp giden küçük kız gibi. (Okullarda yaşananlara zaten yürek dayanmıyor.)
Geçen akşam haberlerde uçuruma yuvarlanan ve mucize eseri hayatta kalan ailenin genç babasını “Oğluma bir şey olmasın! Eşime bir şey olmasın! Oraya nasıl uyarıcı bir işaret koymazlar?” diye sedyedeki inleyişini izlerken, isyan etmemek mümkün müydü?
Yine hangimiz asfaltlı yolda giderken aniden mıcırlı zeminde bulmadık kendimizi? Genelde uyarıcı levhalar ya hiç yoktur ya da hızı yeterince kesmeye yetmeyecek mesafededirler. Gündüzleri o geçiş bölgelerinde trafik biriktiğinden herkes kendiliğinden yavaşlamak zorunda kalır, ama geceleyin açık yolda giderken ölümcül hale gelen bu zeminlerde kaç canı yitirdik? Yitirmeye devam edeceğiz?
Ülkemiz ne yazık ki bu gibi “ihmal tuzakları” konusunda tam bir kıyım makinesidir. Aslında tek bir kişiyi veya kurumu da suçlamak mümkün değildir, çünkü bu kazaların hepsinde çok daha büyük bir ihmaller zinciri söz konusudur. Bu zincirin en başında da eğitimsizlik ve cehalet yer alır.
Bir de en iyi eğitilmişlerimizi, en iyi olması gereken şartlarda yitirdiğimiz örnekler var. Eskimiş uçak ve helikopter modelleri yüzünden kaç tane pırıl pırıl pilotumuzu, askerimizi ve polisimizi kelimenin tam anlamıyla suya gömdük? O eskimiş ve zar zor ayakta duran teneke kutulara insan emanet etmek bir nevi insan hayatıyla kumar oynamak değil midir?
Ya da kısacık bir eğitimden sonra gencecik toy delikanlıları - eğitim dâhil her türlü dış desteği alan – gerilla savaşı konusunda uzmanlaşmış iç düşmana karşı sahaya sürmek, daha baştan büyük bir zayiatı göze almak demek değil midir?
Yalnız şu da var, askeri suçlamadan önce genelde seviyemiz neyse ona göre eleştiri yapmamız gerekir diye düşünüyorum. Çünkü yukarıda belirtilen örnekler bir bütün olarak toplumun aynasıdır aslında. Bir kurumu tümüyle bu bütünün dışında tutmak mümkün değildir. Bir toplumun hayati yanlışları varsa, bu yanlışlar her alanda vardır ve her alanda tekrarlanır.
Ancak tüm bunların ötesinde bir de sınıfsal farklar vardır. Bizim ülkemizde bazılarının hayatı diğerlerine göre daha “değerlidir”. Köşe komşum Macit Cününoğlu'nun da çok yerinde olarak belirttiğine göre sadece dikey olarak değil, batı ve doğu ekseninde de insan hayatımız aynı değerde olmalıdır, ama değildir.
Örneğin neden bazılarının oğulları sadece 20 gün veya Boğaz'ın en kekâ yerinde askerliğini yapar? Bildiğim kadarıyla Mümtaz Soysal'ın oğlu dışında o çevrelerden kimsenin evladı askerlik görevini komando olarak yapmadı. Neden? (Anladığım kadarıyla BDP ve çevresinde de yeni “elit” ve “dokunulmaz” bir kesim oluşuyor. Sokaktaki insandan çok farklı hayat standartları olan bir kesim. Ama bu ayrı yazı konusu.)
Ünlü bir siyasimiz 25 yıllık evliliğini bitirirken, davayı açtığı gün “gizli” celsede sonlandırabildi. Böylesine kişiye özel hukukun olduğu bir ülkede askerden kim, nasıl hesap sorabilir ki?
Diyeceğim, özellikle eğitim ve hukuku kişiye özel olmaktan çıkarıp, toplumun tüm kesimlerine eşit derecede kaliteli ve erişilir kılmadığımız sürece, hesap veren, şeffaf, demokratik ve açık bir toplum haline gelmemiz çok zordur.
Öyle olmadığı sürece de, çoğunluk için insan hayatı ucuz olmaya devam edecektir.
Ne yazık ki, öyle olmaya da devam ediyor.
Zuhal Nakay
http://twitter.com/#!/sadevatandasnet
Bu içerik 4532 kez okundu
İçeriğin Orjinal Hali
http://www.sadevatandas.net/yorum17072011.htm
Etiketler: Evdeki Kazalara Kurban Giden Çocuklarımız,İhmaller Yüzünden Yitirdiklerimiz,Eski Uçak Ve Helikopter Kazaları,Genç Toy Asker Zayiatı,Ayrıcalıklı Kesimler,Eğitim Ve Hukukta Eşitlik

Bu kadar kolay mı?
Siyaset17 Aralık 20102288 kez okundu
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu artık rakip!
19 Aralık 2010Siyaset2071 kez okundu
CHP ve İMAJ
23 Aralık 2010Siyaset1590 kez okundu
Kürt vatandaşlarımızı neler bekliyor?
27 Aralık 2010Siyaset3189 kez okundu
Müslümanların modernlikle imtihanı
31 Aralık 2010Siyaset1803 kez okundu
Yılbaşında kaçan fırsat
05 Ocak 2011Siyaset783 kez okundu
- Yatak Odanızı DüzenleyinYaşamMükemmel yatak odası sunacağı konfor kadar iyi bir depolama çözümüne de sahip olmalıdır. Yumuşak bir
- Yağlara Ve Sarkmalara Laser LiposuctionSağlıkLazer teknolojisi şimdi de “Lazer Lipoliz” uygulamasıyla ile karşımıza çıkıyor.
- Ortodonti İle İlgili Doğru Bilinen YanlışlarSağlıkOrtodontik tedavi sadece tellerle yapılır. – YANLIŞ
16 Mayıs Çarşamba, 2012