Genel Uyarı

Bu sitedeki içeriğin Milliyet.com.tr ile ilgisi bulunmamaktadır. SizdenSize, tamamen üye sitelerin içeriklerinden oluşuyor.
Bu içerik 17 Mayıs 2012 Perşembe 3:00 de eklendi, 1 kere paylaşıldı

Aslolan kitaptır! "İnternetperest" olmamak lazım!

(İnternet kitabı dövemez!)

Amerika’daki öğrencim

Amerika’da yaşayan bir öğrencim, orada Türkiye’ye tatile gelmeyi planlayan bir grup Amerikalı eğitimci ve öğrenciyle tanışır. Onların Türkiye gezisiyle ilgili organizasyonlarında eksikler olduğunu görür ve herhangi bir kâr amacı gütmeden, kendi tatilini bu yaklaşık 30 kişilik ve çoğu akademisyen olan bu grubun Türkiye’ye geliş tarihlerine denk getirerek, yardımcı olmak amacıyla onlarla birlikte Türkiye’ye gelir.

Gruptakilerin çoğu eğitimci ve öğrenci oldukları için, bu insanlar: “Türkiye’ye gelmişken bir okul da ziyaret edelim. Eğitim sistemi hakkında biraz fikrimiz olsun” derler. Bu arzu üzerine öğrencim de bir okuldan randevu alarak, bu eğitimci ve öğrenci grubuyla birlikte bu okulu ziyarete gider.

Sözde Kütüphane!

Bu ziyaretçi grubuna okulu dolaştıran ve o okulda çalışmakta olan genç öğretmen, gruba öncelikli olarak, oldukça havalı olan bilgisayar laboratuarını gezdirir. Oradan sonra, bu öğretmenin “kütüphane” dediği bir yere geçerler. Ama burası “tam takır, kuru bakır” bir yerdir. Yani bu salonda, sadece kendi hallerinde ve yalnızlıkları içinde baygın duran birkaç eski kitaptan başka hiçbir şey yoktur. Öğrencim bu manzara karşısında, salonun adını İngilizceye “kütüphane” olarak değil de, “etüt-çalışma salonu” olarak tercüme eder. Çünkü boş raflarla dolu bu yeri “kütüphane” olarak tanıtmasının Amerikalı grupta şaşkınlık uyandıracağını düşünür.

İnternet geldi, kitaplar gitti!

Öğrencim, bu durumu daha sonra, onlara okulu dolaştıran genç öğretmene anlatınca, ilginç ve bir o kadar da düşündürücü bir cevap gelir: “Hocam okulumuzda internet laboratuarı var, öğrencilerin kitaplara ihtiyacı yok!”

Bu cevap öğrencimi çok şaşırtır ve üzer. Kendisi bu olayı bana anlatırken, Amerika’da her okulun internet imkânları yanında, çok güzel birer de kütüphanesi olduğunu söyledi ve internetin anavatanı olan Amerika’da kitabın her zaman merkez olma durumunun her zaman korunduğunu da belirtti. Başka bir deyişle Amerikalıları etkileyen şey, bir okuldaki internet imkânlarından çok, iyi bir kütüphaneymiş.

Amerika internetin anavatanıdır, ama…

Amerika, internetin anavatanıdır. Bu ülkede internet, aklınıza gelebilecek her türlü amaç için kullanılmaktadır. Öğrencim bir ara bana şaka yollu: “Sadece internete erişim hızı bile sizin Amerika’da yaşamaya ikna eder!” demişti. İnternetin bu denli yaygın ve hızlı kullanılabildiği bir ülke olmasına rağmen, bu ülkede okullar ve üniversiteler kütüphanelerinin zenginliği konusunda birbirleriyle yarışıyorlarmış.

Kitaplara dokunabilir, sarılabilir, onları çizebilir, hatta koklayabilirsiniz. Sayfalarını çevirirken çıkan hışırtının bile okuyucuya verdiği ayrı bir tat vardır. Bir kitaba odaklanmak, bir cam ekranda tek bir konuya odaklanmaktan daha kolaydır. Çünkü o cam ekran, milyonlarca sayfa bilgiyi, milyonlarca görseli ve bir o kadar filmi içinde barındırmaktadır. Bu kalabalıkta bir şeye odaklanmak bazen çok, ama çok zordur.

Televizyon sinema ve radyoyu dövebildi mi? Dövemedi!

İnsanlar, bir zamanlar, “televizyon çıkınca sinema ve radyo çok yaşamazlar, ölürler” düşüncesine kapılmışlardı. Ne kadar yanıldıklarını sizler de biliyorsunuz! Şimdi bazı kişiler, aynı ilişkiyi internetle kitap arasında kuruyorlar! Masaüstü, avuç içi ve kucak üstü (yani diz üstü!) bilgisayarlarının ekranlarından her türlü bilgiye ulaşılabileceğini, hatta ekrandan e-kitap yani elektronik kitap da okunabileceğini söylüyorlar. Benim buna itirazım yok. Ama yeni bir oyuncak görünce elindekini hemen atıp, yeni oyuncağa sarılan çocuklar gibi, her yeni şeyi, eskiden beri kullandığımız bir şeyin predatörü-yok edicisi gibi algılamak bence zihinsel bir sorundur.

Bakın Metallica ne yapmış?

Metallica adlı müzik grubunun konserlerinde transistorlü ses yükselteçleri (amplifikatörler) yerine, eski model lambalı ses yükselteçleri kullandığını bir dergide okumuştum. Yani, yeni olan bir şeyin, eskiden beri var olan bir şeyi mutlaka devreden çıkaracağını düşünmek bence yanlıştır. Özellikle internetle kitaplar arasında böyle bir predatör-üstyiyici ilişkisi nasıl kuruluyor, bunu hiç anlamıyorum.

Yeniden ve yine kitaplar!

Ben de bir internet kullanıcısı ve yayıncısıyım. Ama yanıp-sönen bannerlardan, açılan sayfalardan ve üzerime boca edilen onca bilgiden çok ama çok yorulduğumu hissetmeye başladım. İnterneti amaçlarım konusunda sahip olduğum bir farkındalıkla kullanabildiğimi düşünüyorum. Fakat özellikle son zamanlarda yeniden kitaplara odaklanmaya başladım. Kendime bir okuma programı yaptım. Çünkü bilgiyi her yerden alabilmekle birlikte, vukufiyetin kitaplarla geldiğini düşünüyorum.

Dünyanın neresine gidersem gideyim, diz üstü bilgisayarımı taşıdığım çantamda her zaman bir kitap ve bir defter olacak! Bu konuda kararlıyım!

Savaş ŞENEL

İngilizce Öğretmeni-Eğitim Danışmanı

& İletişim ve Yazarlık Koçu

savassenel@yahoo.com

savassenel@savassenel.com

Bu yazıma eşlik eden Şarkılar: “Ente Omri-Sen benim hayatımsın”   Ümmü Gülsüm

Kitap önerim: “Ya Tahammül Ya Sefer” Mustafa Kutlu

Film önerim: “Brubaker” (1980)

Şiir önerisi: "Kitap ve Gece"

http://www.dailymotion.com/video/xbzbpe_yyyr-gece-ve-kytap-yazan-ve-seslend_creation

 

Bu içerik 909 kez okundu

İçeriğin Orjinal Hali
http://www.savassenel.com/index.php/yazilarim/41-makaleler/166-aslolan-kitaptr-nternetperest-olmamak-lazm.html

Etiketler: kitap,İnternet,Amerika

Bu içeriği ekleyen site : savassenel.com/